Fatih Polat: İktidarı ziyadesiyle memnun eden 'yerli ve milli muhalefet' kıvamına gelindi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden birinci parti çıkan CHP, iktidarın ziyadesiyle memnun olacağı biçimde çalkalanıyor. Özel, Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve Yavaş’tan oluşan dört başlı bir görüntü öne çıkarken, ‘ahmak’ davasından çıkabilecek mahkumiyetin geleceğin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi açısından krize yol açabileceği CHP cenahındaki yaygın ruh hali olarak yansıyor. Bu noktada, bir gerçeği hatırlatalım. Muhalefetin diğer aktörlerinin desteğini almayan bir ismin, muhalefetin adayı olarak ipi göğüslemesi mümkün müdür? Değilse, bu başlık, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, muhalefetin üzerinde birleşebileceği ve halkın beklentilerine uygun ismi belirleme sorumluluğu ile soğumaya bırakılabilir.

Diğer bir önemli nokta da, CHP’nin ortaya attığı ‘normalleşme’ politikasını, ekonomiden, demokrasiye kadar temel başlıklarda topluma nefes aldırabilecek adımların atılması değil, iktidar cenahıyla bir üslup sorununa indirgemiş olmasıdır. Daha da ileriye giderek, iktidarı ziyadesiyle memnun eden “yerli ve milli muhalefet” kıvamına gelindi. ABD’de yargıya taşınan ve “New York Belediye Başkanı Adams, Türkevi için Türk hükümet yetkilisinden rüşvet aldı” iddiasının ve daha ötesinin yer bulduğu iddianameye rağmen, CHP Genel Başkanı Özel’in, olup biteni “karşılıklı jest” olarak yorumlaması başka nasıl açıklanabilir?

Böyle bir “muhalefet” kıvamı karşısında, Erdoğan’ın, aslı astarı olmayan, “İsrail’in gözü Anadolu’da” iddiasını ortaya atıp, muhalefeti “iç cephe”nin arkasına çağırması şaşırtıcı olmadı. Nasıl olsa, oltayı denize atmadan ağzını açıp bekleyen var, salla gitsin! ‘Restorasyon muhalefeti’ cephesinde tablo böyleyken, Emek Partisinin Türkiye genelinde grev ve eylemleri süren iş yeri ve fabrikalardan işçilerle birlikte, Mecliste düzenlediği basın toplantısı önemliydi. Ülkenin işçi ve emekçilerinin, üzerine “dış tehdit” ve “iç cephe” şalı örterek gizlenemeyecek kadar büyük sorunları var. Bu gerçeği görmeyen bir siyaset, sermayenin çizdiği sınırlar içinde salınıp durmaktan kurtulamaz.

Fatih Polat’ın yazısı