İktidarın gazetecilere bakış açısının ne olduğunu ya da gazetecileri ne zannettiğini, yerel seçimlere giderken yaşadığımız iki örnekle daha iyi anlamış olduk.
Önce AKP’nin Eskişehir Belediye Başkan adayı, eski İYİ Parti, şimdi AK Parti milletvekili Nebi Hatipoğlu’nun seçim vaadine girdi gazeteciler.
Nebi Hatipoğlu seçimi kazanıp ve Eskişehir Belediye Başkanı olması halinde tüm Eskişehirli gazetecilere belediyeden asgari ücret bağlayacağını açıkladı.
İşin ahlaki tarafını geçtim, zaten bir siyasetçiden ahlaki tarafı düşünmesini beklemeyi bırakalı epey oldu ama bunun yasal imkansızlığı bile Hatipoğlu’nu durdurmuyordu. Ona göre gazeteciler satılık insanlardı ve onları belediye kaynakları ile satın alabilirdi.
Bu satın alma yasal olsun olmasın yapılmalıydı. Bu aynı zamanda belediyeyi yönetme üslubunun da ön gösterimiydi.
Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti kendisine bilezik gibi bir yanıt verdi, şimdi koluna takmış oturuyordur herhalde.
Şimdi de iktidarın İstanbul Belediye Başkan adayı Murat Kurum, gazetecilere yönelik bir söz vermiş.
O da İBB Başkanı seçilir ise eğer, gazetecilere Marmaray dahil olmak üzere belediye tarafından işletilen tüm ulaşım araçlarında bedava yolculuk sözü vermiş.
Belediyenin parası babasından, belediye imkanları da ana tarafından miras ya, canının istediğine vermeye özgür.
Gazeteciler ise zaten satılık. Bas parayı, al desteği.
Zaten kimin gazeteci olup olmadığına da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı karar veriyor, kıyak da yabancıya gitmeyecek.