Faruk Bildirici: Siyasi iktidarın zarar görmemesi kaygısıyla yapılan habercilik gazetecilik değil, halkla ilişkiler faaliyetidir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gebze’de bir bina devrildi ve dört kişi öldü. Çevre binalarda oturan vatandaşlar, mikrofon tutulduğunda metro inşaatını suçluyorlar, ‘dört ay önce CİMER’e şikayet ettiklerini’ söylüyorlardı.

29 Ekim’deki olayla ilgili ilk haberlerde bölge sakinlerinin bu yakınmaları hep satır aralarında kaldı. metro inşaatını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yürüttüğüne de hiç değinmediler.

Bereket muhalif medya, binaların altından geçen metro inşaatının ve tünel açarken patlatılan dinamitlerin yarattığı sarsıntının binaları etkilemesi olasılığı üzerinde durmaktan vazgeçmedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Sözcü TV’den Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorusunu yanıtlarken gülümsüyordu; olayın vahametinin ayırdında değildi:

“Metro inşaatı biteli iki yıl oldu, metroda hiçbir deformasyon yok, sonucunu görelim, bakanlık olarak da biz neyi yapmamız gerekir kararını vereceğiz.”

Uraloğlu’nun bu sözleri de muhalif medyada geniş yer buldu, ama Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı ile ANKA ajansları geçmesine rağmen -Habertürk, TRT Haber ve NTV dışındaki- iktidar medyası bu haberi yok sayabildi. Mimar M. Sinan Genim, Milliyet’teki yazısında metro inşaatını tümüyle es geçerek “Bodrum yoksa risk var” diye yazabildi.

Gazetecilikte aslolan kamu yararıdır; insan yaşamıdır. Dört kişinin öldüğü ve onlarca binanın yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bir vakada bile siyasi iktidarın zarar görmemesi kaygısıyla yapılan habercilik gazetecilik değil, halkla ilişkiler faaliyetidir.

Gazetecilik böyle bir olayda önyargısız olarak bütün olasılıklar üzerinde durmayı, sorumlusunu ortaya çıkarmak için çaba harcamayı gerektirir. Muhatabı kim olursa olsun…

Faruk Bildirici’nin yazısı