Siyasetin ana eksenini çatışma oluşturunca, güç merkezli tahlil, tavır ve beklentiler öne çıkar.
Farklı toplumsal talep ve hassasiyetler ikinci plana düşer.
Devlete endeksli siyaset algısı doğallaşmaya başlar.
Toplumdaki görüşler kutuplaşır, kutuplar homojenleşir.
Bir de, toplum, siyaset ve özgürlükler alanının iyice sınırlı olduğu, hakim toplumsal dokunun ve değer hükümranlığının yaşandığı, buna karşın çoğul bir kimlikler diyarında, üstelik ‘Batı-Doğu fay’ hattı üzerinde yaşıyorsanız, tablo daha da koyulaşır.
Gerek siyaset gerek zihniyet açısından yaşadığı ağır hastalıkları ‘kuvvet mikrobu’ndan, yani güç üzerinden ‘fayda arama virüsü’nden kapan bu ülke için, kutuplaşma koşulları yine yapacağını yapıyor.
Farklı toplumsal kesimlerin etkileşiminden, temasından, konuşmasından doğan, köklü ve kalıcı değişimin, toplumsal mayalanmanın temelini oluşturan, AK Parti iktidarının ilk dönemini önemli ölçüde tanımlayan, ‘kesim içi, kimlik içi hareketlilikler, kimlik-birey/şahıs ilişkisi, buna endeksli dönüşümler’ duracak kadar yavaşlamaktadır.
Kimlikler arası etkileşim, kimlikler içi dönüşüm dalgası bir süredir yerini kimlikler arası mutlak gerginliğe bırakmış durumda.