Kısacası 2012-15 aralığında deniz bitmekteydi ve çare yapısal reformlardı… Yeni bir ekonomik sıçrama için dünya sermayesini ve teknolojisini çekecek hukuksal dönüşümün gerçekleşmesi, ihale, iflas, vergi, istihdam alanlarında rantçı kabuğun atılması, rasyonel yönetimin kurumsal ayaklarının dengeli ve güven verici bir biçimde yeniden inşası gerekiyordu.
‘AK Parti bunu istemedi’ demek durumundayız… Özerk karar mekanizmalarının zedelendiği bir sürece girildi. Ekonomi alanı birtakım ideolojik hurafelere teslim edilirken faiz takıntısı gerçeklerden kopuk bir iddialaşmaya dönüştü. Paraya aç hale gelen ve her yıl genişleyen kamu giderek piyasa fonlarına el koymaya başladı. Devlet insan unsuruna yatırım konusunda akılcı ve uzun vadeli bir perspektif geliştiremediği gibi, eğitimi ideolojikleştiren bir tutuma yöneldi. Sanayide ise sabit sermaye geriler, özel sektör belirsiz bir gelecekle karşı karşıya kalırken, döviz kurları elden kaçtıkça iflaslar başladı… Üstelik enerji fiyatının yarıya indiği bir dönemde…
İktidar bu tabloya hala doğru teşhis koyamıyor gibi görünüyor. Nitekim bu yönde her açıklama ayağımıza bulaşmış olan balçığın daha da katmerleşmesine neden oluyor. Ekonomi siyasete benzemiyor… Yanlışın cezası anında kesiliyor.