Ancak bunca insanın bu tür örgütlere dahil olmasının gösterdiği bir gerçek var… Birçok kişi, muhtemelen kişisel özelliklere indirgenemeyecek nedenlerle, söz konusu örgütleri anlamlı ve hatta ‘cazip’ buluyor. Yani bu örgütlerin tatmin ettiği toplumsal ihtiyaçlar var ve bataklık dediğimiz olgu bu ihtiyaçların tatmin olmamış olmasıyla yakından alakalı.
Ayrıca birçok kişi yaşadığı hayatın ‘eksik’ olduğunu ve bu eksikliğin adaletsizlikten beslendiğini düşünüyor. Bazıları ise yaşanan hayatın eksikliğine razı olmanın ancak ileride oluşacak bir altın çağ için çaba sarf edildiği takdirde anlamlı olduğuna inanıyor. Sonuçta işin kökü o ‘eksiklikte’ yatıyor…
Eğer bakışınız bataklıkları kurutma misyonuyla sınırlıysa o bataklıkların sürekli kendilerini yenileyeceklerini ve bu arada yeni bataklıkların çıkma ihtimalinin de çok yüksek olduğunu akılda tutmak lazım. Çünkü ‘bataklık’ dediğimiz biraz da biziz…