Banal gazetecilik, işkenceci polislerin muh(a)bir, yazar yapılmasıyla başlamıştı. Şimdi o işkenceci polislerin bir zamanlar hedef gösterdiği, mağdur ettiği gazetecilerin bizzat polisliğe soyunması ve aynı kendisine yapılanlar gibi, başka gazetecileri hedef göstermesiyle yeni bir aşamaya geçti.
Yıllardır doğru, etik gazetecilik öğretmeye çabalayan bir kişi olarak gazetecilik alanında artık ne kadar dibi görebiliriz, geldiğimiz bu çürümüş noktadan ne kadar daha kötüye gidebiliriz, ben bile bilemiyorum.
Haksız yere özgürlüklerinden edilen yüzlerce gazetecinin hesabı bir gün sorulacak, ama gazetecilerin bizzat meslektaşlarına karşı yapılan bu haksızlıklarda aracılık ettikleri, asla unutulmayacak.
Gazetecilerin düşünce ve muhakeme yetilerini zayıflatan bu kamplaşma ve güç mücadelesinden sıyrılacakları ve kötülükten değil, iyilikten beslenecekleri günleri görmeyi umut ediyorum.
Böylesi bir iyileşme hali, sadece Türkiyeli gazeteci kimliği için değil, doğru, adil, etik habere aç olan tüm toplumumuz için çok faydalı olacak.