Küba, 60 yılı aşan ABD ambargosunun en karanlık dönemini yaşıyor. Donald Trump’ın Venezuela’ya yaptığı müdahale, kuşkusuz en çok Küba’yı etkiledi. Venezuela’dan gelen petrol sevkiyatının kesilmesinin ardından ülkede 20 saati aşan elektrik kesintileri yaşanmaya başladı ve gıda, ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinde ciddi sıkıntılar ortaya çıktı.
Küba, bugün bir kez daha “özel” bir dönemden geçiyor. Trump’ın 30 Ocak’ta yürürlüğe koyduğu acil durum kararnamesi, Küba’ya petrol sağlayan ülkelere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngörüyor ve böylelikle tıpkı 1990’lardaki gibi Küba’yla ticaret yapan ülkelere de yaptırımlar getiriyor.
Küba hükümetinin eylemlerini “ulusal güvenliğe olağanüstü bir tehdit” olarak tanımlayan kararnamede, Küba’nın Hizbullah ve Hamas gibi uluslararası terörist grupları desteklediği ve “Komünist rejimin siyasi muhaliflerine zulmettiği” öne sürülüyor. Bütün bunların Küba’ya olası bir “insani müdahalenin” önünü açmaya yönelik olduğu gün gibi aşikâr.
Küba’da ABD yaptırımlarının genellikle “ambargo” (embargo) yerine “abluka” (bloqueo) olarak adlandırılmasının ne kadar yerinde bir tercih olduğu bir kez daha ortada. 1960’lardan bu yana sadece ekonomik yaptırımlardan değil, rejimi yıkmaya yönelik topyekûn bir savaş stratejisinden bahsediyoruz.