TUĞBA ÖZER
@tugbaaozerr
Turizm, Eğlence ve Hizmet İşçileri Sendikası (TEHİS), motosikletli kuryelerin son dönemde başlattığı eylemlerin fitilini de ateşleyen ‘esnaf-kurye’ modelini yargıya taşıdı. Sendika, modele karşı ilk olması nedeniyle açılan davayı ‘dalgakıran’ olarak nitelendiriyor.

Covid-19 pandemisiyle e-ticaretteki artış taşımacılık iş kolundaki ihtiyacı da artırdı. İşsizliğin de etkisiyle çok sayıda genç moto-kuryeliğe başladı. Sektördeki genişlemeyle birlikte firmalar kendi bünyelerinde kurye çalıştırmak yerine ‘esnaf-kurye’ adı verilen modeli uygulamaya koydu.
Yaklaşık iki aydır kargo ve kurye işçileri, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde zam oranlarının yükseltilmesi talebiyle eylemler gerçekleştirdi. Trendyol Express firması çalışanlarının başlattığı protesto dalgası, HepsiJet, Scotty, Aras Kargo, Sürat Kargo, Yurtiçi Kargo ve Yemeksepeti Banabi çalışanlarının eylemleriyle devam etti.
İşçilerin zam talebinin yanında eylemlerin fitilini ateşleyen nedenlerden biri de şahıs şirketi kurup üst şirkete hizmet sağlamak üstüne kurulu ‘esnaf-kuryelik’ adlı çalışma modeliydi.
‘Esnaf-kurye’ modeli nedir?
Dünyada bir süredir var olan, ‘Gig ekonomisi’ de denen ve son yıllarda Türkiye’de de yaygınlaşan bu modelde kuryeler, şirketlere bağlı olarak çalışmak yerine, kendi şahıs şirketini kurmaya yönlendiriliyor. Yani taşımacılık hizmeti veren büyük şirketler, küçük ölçekli şahıs şirketleri olarak esnaf-kuryelerden hizmet alıyor. Kuryeler, araç kendilerine olmasına rağmen, büyük dağıtım şirketlerinin logosunu taşıyor.
Esnaf-kurye kendi aracıyla hizmet verdiği gerekçesiyle bağlı çalışan kabul edilmiyor. Buna karşılık sözleşme yapılan büyük şirketlerin tüm kurallarına uyması bekleniyor.
İşin tüm riskini esnaf-kurye üstleniyor ama işçi sayılmadığı için iş güvencesi, sigorta, sendika ve diğer sosyal haklardan da mahrum kalıyor.
Türkiye’de ilk dava: Emsal olsun istiyoruz
TEHİS’e bağlı avukatlar, esnaf-kuryelerin güvenceli çalışma koşullarının sağlanması, sosyal güvence ve sendikal hakları için dün Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na dava dilekçesi sundu. Esnaf-kurye modeline karşı ilk kez açılan davayla bu modelde çalıştırılanların haklarından yararlanabilmesi için işçi statüsüne alınması hedefleniyor.
Diken’e konuşan avukat Ezgi Kaya şunları söyledi: “Türkiye’de daha önce esnaf kuryelerin işçi olarak kabul edilmesine yönelik herhangi bir dava açılmadı. Avrupa’da alınan çeşitli emsal kararlar var. Biz bu davanın da Türkiye’de emsal olmasını hedefliyoruz. Hukuki bir dayanak olmasını istiyoruz. Bazı ülkelerde alınan bu emsal kararlar üzerine esnaf kurye veya benzeri biçimde çalışan kişilerin işçi sayılması ile ilgili düzenlemelere gidiliyor. Türkiye’de de benzer süreçler ile esnaf kuryelerin haklarını kazanmak istiyoruz. Davanın da kazanımla sonuçlanacağını düşünüyoruz. Bu çalışma modeli yalnızca esnaf kuryelik üzerinden değil dünyada farklı alanlarda da yaygınlaşıyor. Sistemin mantığı hem çalışanların haklarını azaltmak hem risk ve maliyetleri çalışana yüklemek. Dolayısıyla bu davayı dalgakıran dava olarak isimlendirdik.”
Esnaf kurye işçi sayılsın
Adliye önünde davaya ilişkin yapılan basın açıklamasında konuşan TEHİS Motokurye Komisyonu Sözcüsü Mehmet Timurtaş şunları ifade etti: “Biz bu davayı niye açıyoruz; kaza yaptığımızda karşımızda sorumlu bulamıyoruz, evde hasta yattığımızda ücret alamıyoruz, sendikaya üye olamıyoruz. Esnaf kuryeliğin kaldırılmasını değil, şartlarının iyileştirilmesini istiyoruz. Esnaf kuryeler işçi sayılsın diye mücadele ediyoruz.”
Geçen sene en az 35 moto-kurye öldü
İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSİG) Meclisi gönüllüsü, akademisyen Aslı Odman ise şunları kaydetti: “Bugün hiçbir esnaf kurye yoktur ki altı yedi gün çalışmasın. Çünkü kendi adına çalışma adı altında vaat edilen özgürlüğü ancak kendilerinin sömürülmesiyle alabiliyorlar. Bu modelle birlikte iş kanunun hileli olarak ortadan kaldırılmasıyla iş veren, iş kazası gibi durumlarda hiçbir sorumluluk almıyor. Bugün esnaf kuryelerin çoğu kendi Bağ-Kur’unu ödeyemiyor. O yüzden burada açılan iş tespit davası, bir dalgakıran davadır. Geçen sene İSİG olarak en az 35 kuryenin öldüğünü belgeleyebildik, bu sayının çok daha fazla olduğunu biliyoruz.”