Esfender Korkmaz: Nas yalnızca bir kılıf olarak kullanıldı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye de 2018 kur şoku nedeni ile yüzde 25’e çıkmış olan TÜFE’yi MB faizini artırarak ertesi sene yüzde 9’a düşürmüştü. Bu şartlar altında ne oldu da Türkiye dünyanın ve kendisinin yaşadığının aksine karar alarak faizleri düşürdü. Bu kararın Nas’la ilgisi olmadığını anladık. Nas yalnızca bir kılıf olarak kullanıldı.

Türkiye’de mevduat faizi eksi 31’e kadar yükseldi. Şimdi Merkez Bankası gösterge faizini yüzde 30’a çıkardı ama yüzde 60 dolayında bir TÜFE beklentisi içinde MB faizine göre, eksi reel faiz halen yüzde eksi yüzde 18,75’tir.

Türkiye’de rayların yerine oturması için MB’nin reel faiz politikasına geçmesi, gösterge faizini enflasyonun birkaç puan üstüne çıkarması gerekir. Bu da yetmez, ekonomi yönetiminin inandırıcı bir istikrar programı yapması gerekir. Çünkü, ABD’de reel faiz istikrar için yeter ve fakat Türkiye de, oligopol piyasa yapısı olduğu için, demokratik ve hukuki altyapı olmadığı için ayrıca bir istikrar programı gerekir.

TÜFE düşünce MB tekrar faizleri TÜFE düşüşüne paralel olarak düşürmelidir.

Merkez Bankası, dünyaya ayak uydurup, istikrar programı eşliğinde reel faiz politikasına dönerse; TL’den kaçış duracaktır. Dolarizasyon daralacaktır. Sıcak para yoluyla döviz girişi olacaktır. Türkiye’nin CDS oranları düşecek ve dış borç temerrüt riski azalacaktır. İstikrar programı ile sıcak para yerine doğrudan yatırımı teşvik edilebilir. Üretimde ithal girdi payı düşürülebilir. Asıl soru; Dünya reel faiz uygulamasına geçti, biz neden geçemedik, sorusudur.

Esfender Korkmaz’ın yazısı