Cumhur ittifakının gündemindeki Anayasa değişikliği, İsrail tehdidi, Brics ve Şanghay’a girme isteğinin tek bir amacı var; iktidarda kalmak. Ancak iktidarda tutunmanın halka maliyeti dikkate alınmıyor. Başka bir ifade ile Cumhur ittifakının iktidarda kalmak için attığı her adım halkın huzurunu ve refahını düşürüyor. Cumhur ittifakı iktidarda kalabilmek için; Kamu kaynaklarını siyasi popülizmde kullanıyor. Otokrasiyi tırmandırıyor. Dış politikayı araç yapıyor.
1. Kamu kaynakları, siyasi popülizmde kullanıldı. Yandaş medyaya, tarikatlara, yandaş vakıflara bütçeden yapılan ödemeler, 10 milyon hane halkına yardım I ve II adı altında dağıtılanlar, Kamu özel işbirliği yoluyla yapılan pahalı yatırımlar, bütçeyi ipotek altına aldı. Bu nedenle Devlet artık bugün ve yarın bütçeden, yatırım teşvikleri veremez, altyapı yatırımları yapamaz. Bütçe yoluyla istihdam yaratamaz. Bütçenin popülizmde kullanılması bütçe açıklarını artırdı. Enflasyona sebep oldu. Halkın alım gücü düştü. Gelir dağılımı bozuldu. Siyasi iktidarların tek hedefleri iktidarda kalmak olunca, toplumsal fayda ve maliyeti görmeleri, hesaplamaları, zaten mümkün değildir. 2. Siyasi iktidarın Eksen değişikliği istemesinin tek hedefi, diktatörler Kulübüne girmektir. Ancak bu aynı zamanda Türkiye ve geleceğimiz için en büyük risktir. Şanghay İşbirliği Örgütünün dokuz üyesi var. Bunlar içinde Freoom House, siyasi haklar ve sivil özgürlükler olarak ‘’özgür ülke ‘’ statüsünde olan ülke yoktur.
3. Bahçelinin bir lütuf gibi gösterdiği DEM’le el sıkışmanın, yalnızca anayasa değişikliği için bir politika olduğu anlaşıldı. 4. Cumhur İttifakının İsrail tehdidi ve hatta Meclis başkanının Türkiye’yi Irak’ın, Suriye’nin, Sudan’ın ve Libya’nın durumuna benzetmesi, Türkiye imajına bugüne kadar yapılmamış ve yapılması mümkün olmayan zarar verme operasyonudur.