İşgücüne dahil olmayan nüfus 30.7 milyon, bu insanlar ne çalışıyorlar ne de iş arıyorlar, çok yüksek bir sayı bu, burada kanımca işgücü istatistikleri çalışanlar sosyologları bu durumu izah etmek için yardıma çağırmak zorundalar, bu sayıdan hareketle işgücüne katılım oranı yüzde 53.2 çıkıyor, OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra en düşük oran.
İstihdam oranı %48.6, 65.6 milyon olan 15 yaş ve yukarı nüfusun sadece 31.8 milyonu çalışıyor, başka bir ifade ile de 85 milyon nüfusun sadece 31.8 milyonu bir şeyler üretiyorlar, çok düşük bir oran bu, böyle bir istihdam yapısı ve mevcut ortalama verimlilik düzeyi ile Türkiye’de kişi başına gelirin 20 bin dolara çıkabilmesi çok zor, adeta imkansız.
İşgücüne dahil olmayan 30.7 milyon kişinin 9.4 milyonu erkek, 21.3 milyonu kadın nüfus.
Ülkemizde 15 yaş ve yukarı nüfus içinde 33.1 milyon kadın var, bu kadınların 10.5 milyonu çalışıyor, işsiz (iş arayan) kadın sayısı 1.4 milyon, 21.3 milyonu işgücüne bile dahil değil.
15 yaş ve yukarı bu işgücüne dahil olmayan yani ne çalışan ne de iş arayan 21.3 milyon kadının gündelik yaşamlarında ne yaptıkları da yine sosyolojinin ilgi alanına giriyor herhalde.
Erkeklerde işsizlik oranı %7.2 iken, kadınlarda %11.8 ama bu oranın hesaplanmasında sadece iş arayan kadınlar var, işgücüne dahil olmayan kadın sayısı (21.3 milyon) ve bu oran içinde yoklar.
Türkiye genelinde işgücüne katılım oranı yüzde 53.2 ve bu oran seneler içinde pek artmıyor, yirmi sene önce de yüzde 50 dolayında idi, çok küçük bir kıpırdanma var sadece.
İşgücü istatistikleri kanımca sadece iktisadi performansı değil ülkenin sosyolojik yapısını da yansıtıyor.