Muharrem İnce’nin kabul ettiği gibi Erdoğan kazanmıştır. Ancak bunun sandıklardan çıkan oylarla ilgisi çok zayıftır. Dahası sebep-sonuç ilişkisinin oku, alınan oylardan kazanmaya doğru değildir: Erdoğan kazandığı için, sandıktan o sonuçlar çıkmıştır. AKP ve siyasal İslamın bu “zaferinde” neden-sonuç ilişkisi oy oranlarından, kazanmaya doğru olsaydı, seçimlere bu koşullarda gitmezdik, seçim günü ve gecesi yaşananlar yaşanmaz, sonuçlar bu biçimde açıklanmazdı.
Verili koşullarda bu seçimlerin sonuçlarının önceden belli olduğunu, birçok kez ayrıntılarıyla anlattık. Önce bu durumu değiştirmek için mücadele etmek, bu arada bir olasılık olarak “boykot” konusunu da tartışma içine almak gerekiyordu. Ancak, bu durumu değiştirmek için çaba göstermek bir yana, “bir olasılık olarak boykot” tartışması olasılığı bile, “boykot koşulu yok” kanaatleriyle hemen bastırıldı. İlginçtir, bir zamanlar aynı insanlar “AKP ülkeyi demokratikleştiriyor” kanaatiyle eleştirileri bastırmaya çalışıyorlardı..
Bizzat, yukarda değindiğim “verili koşulların” varlığı, tüm bu koşullara karşın aldıkları oyun yüzde 51-52’de kalması, AKP’de temsil edilen siyasal İslamın ve liderinin destekçilerinin bu toplumda azınlığı oluşturduğunu söylüyor. Eğer gerçekten çoğunluğu oluşturuyor olsalardı OHAL’e, YSK vesayetine, seçim günü, gecesi yoğunlaşan baskıya, sokağa dökülen teröre, sonuçlar açıklanırken yaşanan kaosa gerek yoktu.