Erdoğan'ın öfkesinden satır başları

 

301 işçinin yaşamını yitirdiği ‘Soma katliamı’nın ardından yapılan ilk grup toplantısında konuşan Başbakan, Soma için sokağa çıkanlara ve gazetecilere ağır sözlerle yüklendi.

Soma’da kendisini protesto edenlerin Somalı olmadığını iddia eden Başbakan,  Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil hakkında ‘sürüngen’ ve ‘insan müsveddeleri’, Posta yazarı Yazgülü Aldoğan hakkında ise ‘dalkavuk’ ifadesini kullandı. Erdoğan, İngiliz haber kanalı BBC’yi de ‘yalan haber’ yapmakla suçladı.

Başbakan Erdoğan, Soma’da bir vatandaşı tokatladığı, başka bir vatandaşa Başbakanı yuhalarsan tokatı yersin’ dediği ve müşavirlerinden Yusuf Yerkel’in bir protestocuyu tekmelediği görüntülere ise hiç değinmemeyi tercih etti.

Protestocular pusucu, fırsatçı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

301 işçinin canına mal olan facianın hesabının verilmesi için sokağa çıkanları ‘pusuculuk’ ve ‘fırsatçılık’la  itham eden Başbakan, Soma’da kendisini protesto eden yurttaşların Somalı olmadıklarını, hatta hayatlarında hiç kömür görmediklerini iddia etti, “Bu aziz millet acısını sokakta polisle çatışarak değil vakarla yaşar” dedi.

Yılmaz Özdil insan müsveddesi, sürüngen…

Erdoğan, faciada hayatını kaybeden madenciler için ‘müstehak’ ifadesini kullanmakla suçlanan Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil için şu ifadeleri kullandı:

“Çıkmış bir insan müsveddesi, Soma’daki madencilerin, bizim Manisa’da yaptığımız mitinglerde, baretleriyle oraya katılışlarını gerekçe gösterek, bunlar onlara müstehaktır diyor. Neymiş, sadece zeybek oynarken kendisi diz çökermiş. Diyorum ki, önce sen patronun karşısında nasıl diz çöktüğünü söyle, paranın önünde nasıl çöktüğünü söyle. Sürüngen sürüngendir, ayağa kalkamaz ki diz çöksün.”

Özdil, ölen işçiler için o ifadeyi kendisinin kullanmadığını savunmuştu.

Yazgülü Aldoğan dalkavuk…

“Bir başkası çıkmış, aynı patronun dalkavuklarından” sözleriyle, Twitter’da madenciler için ‘Şehit değil, Niyazi’  yazan Posta yazarı Yazgülü Aldoğan’a da yüklenen Başbakan, “Biz bu ahlaksızlığa eyvallah demeyiz, buna nebbaşlık denir, mezar soygunculuğu denir”  diye konuştu.

Aldoğan, Twitter’da paylaştığı mesaja yönelik eleştirilere bugünkü köşesinde şu yanıtı vermişti:

“…Şehit olana sevinilir! Arkasından ağlamak, üzülmek, dövünmek ayıptır. Şehit denince akan sular durur, kadere razı olunur, gurur duyulur. Kimse sorgulamaz, “Bu insan niye şehit oldu, niye şehit olacağı yere gönderildi” diye! Bunu en iyi ben bilirim, çünkü ben şehit kızıyım!..”

“…Ama Soma’da yanan kömürün içinde pişerek ölen işçinin niye öldüğünü sormak hakkım. “O şehit oldu” dersem soramam! Oysa o maden işçileri şehit değildir, vahşi kapitalizmin, çarpık sömürü düzeninin KURBAN’ıdır…”

Ali Ünal şerefini ayaklar altına aldı

Soma faciasına ilişkin köşesinde , “Kader, bir toplum hakkında umumî bir musibete hükmederken, toplum çoğunluğunun hata ve zulümlerini de nazara alır ve böylesi musibetler geldiği zaman suçlu-masum ayrımı yapmaz” yazan Zaman gazetesi yazarı Ali Ünal da Erdoğan’ın hışmına uğrayan isimler arasındaydı.

Ünal için “Şerefini ayaklar altına alıyor” diyen Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Pensilvanya’daki hocalarını mehdi gibi mesih gibi görüyorlar. Hani ocaklarına ateş düşsün dedi ya, madende işçilerin ölümüyle liderinin o bedduasının tuttuğuna inanıyorlar, yazıklar olsun.”