Erdoğan, termik santrale filtreyi erteleyen yasayı veto etti

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, termik santralların filtresiz çalışmasına olanak sağlayan yasanın AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından veto edildiğini açıkladı.

Fotoğraf: DHA

Çelik, AKP’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası basına yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımız düzenlemeyi doğru bulmamış ve veto etmiştir” dedi.

Meclis’te 21 Kasım’da kabul edilen torba yasanın 50’nci maddesine göre havayı kirleten 15 termik santrale baca filtresi takma zorunluluğu iki buçuk yıl ertelenmişti. Yasa teklifine AKP’den 203, MHP’den 14 vekil ‘Kabul’, CHP’den 25, İYİ Parti’den yedi, HDP’den de dört vekil ‘Ret’ oyu vermişti. Toplam ‘Kabul’ oyu 217, ‘Ret’ oyu ise 36 olmuştu. 

Düzenleme Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın onayını bekliyordu.

DHA’nın haberine göre 15 termik santrale baca filtresi takma zorunluluğunun iki buçuk yıl ertelenmesini öngören kanunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uygun bulmayarak veto ettiğini açıklayan Çelik, şöyle dedi: “Enerji sektörü son derece önemli bir sektör. Enerji sektörünün kazanımlarını korumaya ve ilerletmeye son derece kararlıyız. Ama aynı zamanda da çevre hassasiyetini, ülkemizin, nesillerin geleceğini gözeten bir yaklaşım konusunda da çok yüksek bir hassasiyete sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımız bu çerçevede enerji sektörünün kazanımlarına, enerji sektörünün daha ileriye götürülmesine dönük hassasiyetini korumakla ve bunu daha da geliştirmek konusundaki iradesini ortaya koymakla birlikte, yedi yıldır bu baca filtrelerinin takılmaması çerçevesinde buna yeni bir süre verilmesini yani iki buçuk yıl kadar süre verilmesinin gerekli olmadığını değerlendirmiştir. Çünkü yedi yılda yapılmayan bir işlemin bu yeni süre verilmesiyle de yapılacağı konusunda bir kanaat oluşmamıştır. Ayrıca bu çevre kirliliği konusundaki hassasiyet Sayın Cumhurbaşkanımızın çevre meselelerine verdiği önem, çevre kirliliğinin önlenmesi konusundaki hassasiyeti bakanlıklara ve kurumlara verdiği talimat çerçevesindeki iradesi bu yasa tasarısını veto etmesi sonucunu doğurmuştur.”

İletişim Başkanlığı’ndan Erdoğan’ın vetosu hakkında yapılan açıklamada ise şöyle dendi: “Bu kanunda, diğer düzenlemelerin yanında, Elektrik Üretim Anonim Şirketi veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına, Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine ve kamu üretim şirketlerine ait üretim tesislerine, bunlardan özelleştirilenlere ve daha sonra özelleştirilecek olanlara, çevre mevzuatına uyum kapsamında gerçekleştirecekleri yatırımlar ile çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri tamamlamaları amacıyla 31 Aralık 2019 tarihine kadar tanınan sürenin nihayetinde 30 Haziran 2022 tarihine kadar uzatılması öngörülmektedir.

Enerji ihtiyacının sürekli olduğu ve artarak devam ettiği, enerjinin ve dolayısıyla enerji sektörünün ülkemizin hedefleri ve gelişimi için hayati önem arz ettiği hususları göz önüne alındığında, elektrik üretim tesislerinin varlığının korunmasının ve desteklenmesinin devletin temel politikalarından biri olması gerektiği şüphesizdir. Nitekim 6446 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 2013 yılından 2019 yılı sonuna kadar çevre mevzuatının gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmeyen şirketlere yaklaşık 7 yıl süre tanınması da bu yaklaşımın bir tezahürüdür. Verilen sürenin, yatırımcı şirketler bakımından hem finansal, hem teknik gereklilikleri karşılama konusunda yeterli olduğu açıktır. Bununla birlikte, insan sağlığı ve çevrenin korunması da devletin başta gelen Anayasal ödevi ve herkesin insani görevidir. Nitekim Anayasanın 56’ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve vatandaşların ödevi olduğu hususu da hüküm altına alınmıştır. Devletin çevreyi koruma ödevi gerekli mevzuatın yürürlüğe konması ve mevzuata uygunluğun denetlenmesi suretiyle yerine getirilir. Vatandaşlar ise bu mevzuatın gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmekle sorumludur. Ülkemizin enerji ihtiyacının karşılanması zarureti, insan sağlığı ve çevrenin korunması amacının önüne geçmemelidir.

Hal böyle iken, evvelce elektrik üretim şirketlerine tanınan ve esasen yeni mevzuata uyum sağlama ihtiyacından kaynaklanan yaklaşık 7 yıllık geçiş süresi, uyum için yeterli olmasına rağmen, incelenen kanunla bu sürenin nihayetinde 2,5 yıl kadar daha uzatılması devletin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacaktır. Devletin bu meseleye hem yatırımcıyı hem vatandaşını koruyacak bir anlayışla yaklaşması, düzenlemeleri buna göre gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu sebeple, incelenen Kanunun 50’nci maddesinin yeniden değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen 7193 sayılı ‘Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’, 50 nci maddesinin TBMM’ce bir kez daha görüşülmesi için, Anayasa’nın 89 ve 104’üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.”

Erdoğan böylece, cumhurbaşkanlığı makamına geldiğinden beri ilk kez bir kanunu veto etmiş oldu.

‘Adil Öksüz’ün yerinin devlet bilgisi olarak paylaşılması doğru olmaz’

Ömer Çelik, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Adil Öksüz’ün yerini biliyoruz” açıklaması ile ilgili, Öksüz’ün nerede olduğuna ilişkin bir soruya da “Bir devlet bilgisi olarak paylaşılması doğru olmaz” dedi.

Çelik, şöyle dedi: “Tabii ki yeri söyleyemeyiz. Tabii ki bu yerle ilgili değerlendirmede bulunamayız ama Bakanımızın ortaya koyduğu irade şudur; bu örgüte, FETÖ’ye dönük mücadelede herhangi bir tavsama yoktur. Bunlarla ilgili olarak aranan, peşinde olduğumuz kim varsa dünyanın neresinde biliyoruz, ele geçirmeye çalışıyoruz, iade edilmesini sağlamaya çalışıyoruz ya da tespit etmedeki gayretlerimiz bu örgüt tamamen bitene kadar, devletin kılcal damarlarından tamamen temizlenene kadar sürecektir. Bu, bununla ilgili iradedir. O bilginin tabii ki devlet bilgisi olarak orada yürütülen mücadelenin hassasiyeti bakımından paylaşılması doğru olmaz.” 

Reuters’in haberine göre ise Çelik’in MYK sonrası yaptığı açıklamada öne çıkan başlıklar şunlar:

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan termik santrallere filtre takılmasını erteleme tasarısını veto etti.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan Londra’daki NATO toplantısında ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa liderleri ile görüşecek.
  • Doğu Akdeniz’de Türkiye artık yeni bir aşamaya geçti; ne kendisinin, ne de KKTC’nin haklarını korumakta herhangi bir taviz göstermeyecek.
  • Libya ile yapılan anlaşma uluslararası hukuka uygundur, Güney Kıbrıs ve Mısır’ın itirazlarının hiçbir anlamı yok.
  • NATO müttefiklerinin DEAŞ ile mücadele adı altında YPG’ye destek vermesi yanlış.
  • Çifte standardın başını çeken liderlerin başında Macron geliyor, Barış Pınarı’na karşı en çok görüş beyan eden, terör örgütü liderlerini en çok ağırlayan Macron oldu.
  • Macron Türkiye’ye karşı aşırı ifadeler kullandı, Barış Pınarı harekatının bu şekilde eleştirilmesini asla dostça bulmayız.
  • CHP’li belediyelere kamu bankalarınca kredi verilmiyor iddiaları kolay bir argüman, bankalar değerlendirip ona göre karşılık veriyordur; bizim belediyelerimizin de taleplerinin bazıları yerine gelmiyor.

WWF: Termik santraller 70 gün çalışıyor, filtre için kapatmak sıkıntı çıkarmaz

Bakan, ‘termik yasası’ndaki 2.5 yıllık ‘filtre ertelemesi’ni altı aya çekmeyi planlıyor

Termik santraller 2018’de denizden 8 milyar m3 su çekti, 26 milyon ton atık oluştu

AKP-MHP ‘termik yasası’nı oylarken muhalefet oralı olmamış!