Irkçılık derin bir hastalıktır ve yazık ki tedavisi mümkün değildir.
Ama ilginçtir ki, toplum birlikte hastalığa tutulduğunda, bu sanıyı elbirliğiyle iktidara taşır. Naziler bunun en örgütlü örneğidir ve en dehşet verici uygulamaları yapandır.
İnsan, bazen sıradan/günlük faşizmin içinde bulur kendini. Suriye’den güç bela buraya gelen insanları vatandaş yapmaya çalışıp, sanki iyilik ediyormuş gibi görünen RTE, esasen başkanlık için yeni bir tasarı kurgulamış durumda. Evleri yıkılan, muhtaç insanların hamiliğe soyunan başkan! Oysa sokaktaki insan Suriyelilerin gırtlağına basacak kadar öfkeli. Ekmeğini bu insanlar küçülttü sanıyor ahali. Gerçek gizleniyor sözde!
Yaşadığımız bu korkunç günler yazgımızın bir parçası değil. Toplumun tercihi.
Türkiye’yi ırkçı, mezhepçi siyaset daha çok yakacak. Eğer büyük ibadethanelerin sayısı artıyorsa, güçlü devlet vurgusu için askeri gövde gösterileri salgına dönmüşse, açılış/davet adı altında her dakika kin nefret ve kutuplaşma söylemi egemen olmuşsa, bilin ki hastasınızdır artık. Irkçılık hastalığıdır bu. Tatlı tatlı gelir ve ardından vahşete döner.