IŞIN ELİÇİN
@IsinElicin
El Salvador Orta Amerika’da küçük bir ülke; nüfus ve yüzölçümü bakımından aşağı yukarı Ankara kadar. Bu küçük ülkede biri 40 bin kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyüğü olmak üzere tam 25 cezaevi var. Cezaevleri tıka basa dolu: El Salvador’un yetişkin nüfusunun yüzde 2’si içeride.

Hatırlayacaksınız; El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin ‘çete terörüyle mücadele planı’ çerçevesinde inşa ettirdiği mega cezaevine (terörizm hapishanesi) şubat sonunda tek seferde 2 bin tutuklu ve mahkûm transfer edilmiş, transfer edilenlerin -çete üyeliğine delil sayılan dövmeleri görünecek şekilde- belden yukarıları çıplak, saçları kazılı, elleri arkadan ayak bileklerine kelepçelenmiş halde balık istifi dizilmiş görüntüleri hem ibret hem gösteriş olsun diye tüm dünyaya servis edilmişti.

Bukele dört yıl önceki seçimlerden zaferle çıkıp iktidara gelene kadar, amansız çeteleriyle meşhur* El Salvador dünyanın en çok cinayet işlenen ülkesiydi. Son bir yılda ise ülkede öldürülenlerin sayısı İsviçre’deki cinayet kurbanlarının sayısından az. Hatta resmi verilere bakılırsa son beş aydır tek bir cinayet dahi işlenmemiş. Tabi bu hesaba güvenlik güçleri tarafından öldürülenler dahil değil.
Bukele çetelerin kökünü kazımakta kararlı. 16 ay önce ilan edilen olağanüstü hâlden -ya da ‘istisnai hal’- bu yana ülke çapındaki askeri kontrol noktalarında her gün binlerce insan durdurulup aranırken gözaltına alınanların sayısı 80 bine dayandı.
Dünyanın en popüler başkanı

Hak savunucuları gözaltıların keyfi olduğunu, insanların suça karışıp karışmadığı araştırılmaksızın, örneğin sırf dövmesi var diye gözaltına alındığını söylüyor. Gözaltındakiler aylarca aileleri ve avukatlarıyla görüştürülmeden, mahkemeye çıkarılmadan alıkonuluyor. Cezaevlerinde işkence ve insanlık dışı koşullar olduğuna dair raporlar var.
Bu raporlardan birini mayıs sonunda yayınlayan Cristosal’a göre olağanüstü hal ilanı ertesinde en az 153 mahkûm işkence, dayak, boğulma veya tıbbi müdahale eksikliği nedeniyle öldü. Raporda ‘kitlesel ve sistematik tecavüzlerin’ devlet politikası olduğu iddiası da yer aldı.
Önümüzdeki günlerde yine kameralar eşliğinde tek seferde 900-1000 kişinin hâkim karşısına çıkarılacağı dava süreçleri başlayacak. Çete üyeliği için savcılık 45 ila 60 yıl hapis cezası istemeye hazırlanıyor. İnsan hakları örgütleri toplu yargılamaların adil olmayacağı uyarısı yapıyor.
Buna mukabil El Salvadorluların ezici çoğunluğu Bukele’nin yöntemlerinden şikayetçi değil; kurunun yanında yaşın da yanıyor olması, hak ve özgürlüklerin tırpanlanması sulh ve güvenlik için ödemeye razı oldukları bir bedel. Çünkü neredeyse 40 yıldır ilk kez çetelerin taciz ve saldırılarına maruz kalmadan, öldürülme, sakat bırakılma ya da haraç verme korkusu olmadan görece ‘normal’ bir hayat yaşayabildiklerini söylüyorlar. Öyle ki, Bukele halihazırda dünyanın en popüler devlet başkanı.
Nasıl başardı?
Peki 42 yaşındaki bu genç siyasetçi neyi nasıl yaptı da kendini bu kadar sevdirmeyi başardı? Her şeyden önce Nayib Bukele halkla ilişkiler konusunda çok mahir biri olduğunu teslim etmek lazım. Bukele’nin iletişim becerisine, Ocak 2022’de Türkiye ziyareti sırasında bizler de şahit olmuştuk. Baksanıza şu şirinliğe: “Öncelikle #Bitcoin** diyarı El Salvador’dan tüm Türkiye’ye selamlar” yazmış.
Hele şu espriye ne demeli: “Türk Uzay üssü tarafından kaçırıldım, Amerikan Başkanı dahil herkesi devreye sokun!”
Twitter bio’sunda bugünlerde ‘Filozof Kral’ yazan, kendisini de muhataplarına El Salvador’un CEO’su olarak tanıtan Bukele, ülkeyi şirket gibi yönetmek gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan da sempati toplamış olmalı.

Bir de tabii babasının Müslüman olmayı seçip ülkenin ilk camisini inşa ettirmiş olması ve Salvador’daki Müslüman cemaatin imamlığını yapması genç siyasetçiye Beştepe’de ekstra puan kazandırmıştır mutlaka.
El Pais’e konuşan bir STK çalışanı ise şöyle açıklamış Bukele’nin sırrını: “Çok güçlü bir iletişim aygıtı ve çok başarılı bir pazarlama stratejisi var; güvenliğin insan haklarının üstünde olduğu fikri topluma nüfuz ediyor. Düşük suç oranı insanları rahatlatıyor.”
Çalan olmazsa herkese yetecek para var
Nayib Bukele 1981 doğumlu. Aileden zengin. Siyaset sahnesine girişi 2012’de. Sol kanat FLMN partisi adına yarıştığı seçimlerde 7 bin nüfuslu küçük bir kentin, Nuevo Cuscatian’ın belediye başkanı seçiliyor ve sadece üç yıl içinde öylesine büyük bir dönüşüme imza atıyor ki bütün ülkeye adını duyuruyor: Kentte eğitim seferberliği başlatarak yüzde 15 olan okuma-yazma oranını yüzde 99’a yükseltiyor; ilk 24 saat açık sağlık merkezini inşa ettiriyor ve görevde olduğu süre boyunca güvenliği öyle sıkı tutuyor ki Nuevo Cuscatian’da neredeyse hiç cinayet işlenmiyor!
Bu dönemde ‘halkçılığı’yla ün yapan Bukele, devlet başkanlığına giden yola en sağlam taşları ise 2015’te başkent San Salvador’un belediye başkanlığını kazandıktan sonra ardı arkası kesilmeyen ‘mega-projeleriyle’ döşüyor: Alışveriş merkezleri, iş kuleleri, geniş otoyollar inşa ettiriyor. Bir de youtube kanalı açıyor şahsı adına, icraatını anlatırken partisindense kişisel karizmasını parlatıyor.
Bukele’nin bu tutumu FLMN’nin (yaşlı ve) ağır topları arasında rahatsızlık yaratıyor. Derken bir gün partinin avukatına ‘cadı’ diye çıkışmasını bahane eden parti yönetimi, Bukele’yi etik kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle ihraç ediveriyor. Tam da 2019’daki devlet başkanlığı seçimleri öncesinde üstelik.
El Salvador’da o güne kadar iktidar (devlet başkanlığı ve hükümet) hep iki büyük siyasi parti arasında gidip gelmiş: Solcu FLMN ile sağcı Arena Partisi. Bukele FLMN’den ihraç edilince küçük bir parti olan Birleşik Ulusal Cephe’nin adayı olarak giriyor yarışa. Ve ülke tarihinde ilk kez üçüncü bir partiden biri devlet başkan seçiliyor. Üstelik Bukele oyların yüzde 54’ünü alarak ilk turda kazanıyor seçimi. Kampanya sloganı; ‘Çalan olmazsa herkese yetecek para var.’ Mitinglerde yıllardır türlü yolsuzluklarla yıpranan iki büyük partinin temsil ettiği ‘müesses nizam‘ı yerden yere vurarak ve devlette çalıp çırpan bırakmayacağını söyleyerek oy isteyen Bukele, nihayetinde 38 yaşında San Salvador’a başkan seçiliyor.
Çetelerle mücadele adına otoriterleşme

Bukele’nin başkente belediye başkanlığı yaptığı 2015-2018 yılları ülkenin iki büyük çetesi MS-13 ile Barrio-18’in şiddet eylemlerini tırmandırdığı bir dönem. Öyle ki 2018’de bu suç örgütlerinin elemanları tarafından günde ortalama 18 cinayet işleniyor.
Bukele seçim kampanyalarında çete şiddetini bitirmeyi de vadediyor ve iktidara gelir gelmez icraata koyuluyor. İlk işi çetelerin kontrolündeki bölgelerde güvenlik güçlerinin sayısını artırmak ve hapishanelerde olağanüstü hal uygulamasına geçerek, içerideki çete üyelerinin dışarıdakilerle iletişimini kesmek oluyor. Bu arada El Salvadorluların kalplerini ve zihinlerini kazanmak üzere Orta Amerika Ülkeleri Ekonomik Entegrasyon Bankası’ndan aldığı 91 milyon dolar borçla gençleri çetelerden uzak tutmaya dönük bir eğitim ve spor seferberliği de başlatıyor.
İkinci adım olarak güvenlik güçlerinin modernizasyonu için yine aynı bankadan 109 milyon dolar daha borç almak istiyor. Fakat söz konusu krediye meclis onayı şart. Mecliste ise çoğunluk o sırada muhalefette. Konuyu gündeme alıp toplanmayı reddediyorlar. Bukele, anayasanın ‘Halkın çıkarı zorunlu kılıyorsa meclis olağanüstü toplanır’ maddesini öne sürerek oylama için gün ve saat belirliyor. Aynı gün halkı da destek için meydanlara topluyor ve 84 kişilik mecliste 20 kişinin katıldığı oturuma da, sadece halk değil silahlı güçlerin de arkasında olduğunu gösterecek şekilde, beraberinde çok sayıda polis ve askerle katılıyor. 10 dakikalık sert bir konuşma yaptıktan sonra oylamayı yaptırıp istediği onayı alıyor.
Bukele’nin Covid-19 pandemisi vesilesiyle ülke genelinde ilan ettiği kapanma ve diğer tedbirler de eleştiri konusu. Muhalefet hak ve özgürlüklerin keyfi olarak kısıtlamak ve giderek otoriterleşmekle suçluyor. Bu dönemde yargıyla da arası açılmaya başlayan Bukele ise giderek kontrol altına aldığı medya gücünü halkı muhaliflerinin ve yargının çete mücadelesini zayıflattığı mesajına inandırmak için kullanıyor.
‘Cool’ diktatör

2021’deki genel seçimlere ‘Yeni Fikirler’ adını verdiği kendi partisiyle giren Bukele, 54 milletvekiliyle meclis çoğunluğunu elde edince ilk iş olarak yüksek mahkeme üyelerini, kendisine yakın yargıçlarla değiştirdi. O günlerde Twitter profilinde ‘dünyanın en cool devlet başkanı’ yazıyordu. Batılı medya kuruluşları da hem yürütme hem yasama hem de yargıda tam kontrol sağlayan Bukele’yi bundan böyle ‘dünyanın en cool diktatörü’ olarak anacaktı.
Mart 2022’deki olağanüstü hal ilanından sonra Bukele’nin gücü ve otoritesi daha da arttı. Yandaş olmayan medya, eleştirel bütün sesler artık kriminalize ediliyor, ‘terörist’likle suçlanıyor. Ama halkın teveccühünde azalma yok. Bukele de popülaritesine güvenerek 2024 Şubat’ında yapılacak seçimlerde, anayasadaki iki dönem üst üste başkanlığa engel maddeyi ihlal etmek pahasına, ikinci bir beş yıl için daha yarışacağını duyurdu***.
Muhalefet bizdekini andırıyor: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın üçüncü dönem adaylığıyla ilgili tavrına benzer şekilde ne yüksek yargıya ne de seçim kuruluna güvendiklerini söylüyorlar. Bukele de kimbilir belki bu sefer seçimi ikinci turda seçimi alır ve otokrat olduğu söyleyenlere karşı kendisini ‘Diktatör olsam ikinci tura kalır mıydım’ diye savunur.
* El Salvor’daki iki büyük suç çetesi, 1980’li yıllarda iç savaş sırasında ABD’ye göçen ailelerin çocukları tarafından Los Angeles’taki ‘hayatta kalma’ mücadelesinin bir parçası olarak kuruldu. Uyuşturucu kaçakçılığıyla palazlanan çete mensupları 1992’de iç savaşın bitmesi ardından, Amerikan yönetiminin baskısıyla ülkelerine döndü.
** El Salvador’un bitcoin macerası ayrı bir yazıyı hak ediyor. Bukele Eylül 2021’de ‘yeni fikir’ olarak El Salvador’u dünyada bitcoin’i ulusal para birimi olarak kabul eden ilk ülke yapmıştı. Mega projelerle ses getirmeyi seven Bukele kamu-özel işbirliği modeliyle dünyanın en büyük bitcoin madenini kurmayı hedefliyor.
*** Bukele’nin kampanya teması 2024’te de ‘yolsuzlukla mücadele’ olacağa benzer. Geçenlerde beyaz yakalılar için özel bir hapishane daha inşa edileceğini duyurdu. Hak savunucuları ise ülkede muhalefet adına kalan kim varsa onların da yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle hapse atılacağından endişeli.