Emre Can Sancar: Türkçe rap, toplumsal olaylara yüz çevirmeyi bir endüstri standardı haline getirdi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Hızla kapitale, şöhrete ve devasa gelirlere ulaşan bağımsız rapçiler, bu konfor alanlarını kaybetmemek ve değişen sert siyasi iklimin tepkisini çekmemek için hızla apolitikleşti. Önceki jenerasyonların beşeri adaletsizlikleri dile getirdiği şarkı sözleri; yerini 808 baslarına, pop/trap formlarına, lüks araçlara ve içi boşaltılmış bir mafya romantizmine bıraktı. Sokak artık yaşanılan bir gerçeklik olmaktan çıkıp, sadece kliplerde görünen sentetik bir imaja dönüştü.

Bu apolitik uyuşuklukta, ana akıma entegre olurken politik-toplumsal eleştiriyi modern bir trap/reggae sound’uyla ulaştıran istisnai örneklerden biri Ezhel’in Müptezhel albümüydü. Sınıf eşitsizliğini, yoksulluğu ve geleceksizliği nitelikli bir prodüksiyonla birleştiren albüm devasa bir uyanış yarattı. Ancak devlet aygıtının bu muhalif reflekse yanıtı acımasız oldu. Ezhel’in maruz bırakıldığı hukuki süreçler, hapis, linç kampanyaları ve sürgün hayatı, kültürel denetçilerin rap camiasına verdiği açık bir ultimatomdu. Bu vaka, korkuyu ve otosansürü kurumsallaştırırken; yeni nesil rap, toplumsal olaylara yüz çevirmeyi bir endüstri standardı hâline getirdi.

Bugün Türkçe rap; bot dinlenmelerin, kopya şarkıların ve niteliksiz ilişkiler ağının elinde kültürel etkisini tamamen yitirmiş durumda. Güncel piyasayı domine eden işlere bakıldığında, sosyo-kültürel atmosferi yansıtan kültürün yerini; karikatürize mafya özentiliğinin, kadın düşmanlığının ve içi boşaltılmış kimliklerin aldığı görülüyor. Şarkıların büyük çoğunluğu sentetik zenginlik gösterişine, anlamsız nakaratlara ve suçu normalleştiren plastik çete simülasyonlarına sıkıştı. Müzik ve söz kalitesi 15 saniyelik viral olma kaygısına kurban edilirken, rap isyanın dili olmaktan çıkıp kapitalizmin yozlaşmış tüketim vitrinine dönüştü.

Emre Can Sancar’ın yazısı