Merkez bankalarının birinci amacı “fiyat istikrarını” korumaktır. Fiyat istikrarı, düşük enflasyon demektir. Türkiye gibi “cari açık kolik” (İnşallah bu illetten kurtulacağız) ülkelerde enflasyon, faize değil devalüasyona bağlı bir değişkendir.
Birikimli cari açık, milli gelirin belli bir yüzdesini (mesela yüzde 50) geçince devalüasyon kaçınılmaz olur. Devalüasyon derhal enflasyonu artırır. Yani merkez bankasının amacına ters bir sonuç ortaya çıkar. Aynı süreçte devalüasyon merkez bankasının “döviz alım satım” kârlarını yükseltir.
İspatı TCMB’nin 2018 dönemsel kârının, kambiyo kârlarından doğmasıdır. Demek ki, merkez bankasının çok kâr etmesi, hem onun varlık nedenine ters düşer hem de milli gelir düşmesi yarattığından ekonomi için kötüdür. Onun için merkez bankaları kar etmemelidir.