Türkiye’de genel seçimler sonrasında uygulanan ekonomi politikasına ilişkin bakış açıları olumlu. Hatırlayacak olursak IMF ve Dünya Bankası yaptıkları basın açıklamalarında hükümetin uyguladığı yeni ekonomi politikalarını takdir ettiklerini açıklamıştı. Benzer şekilde Fitch ve S&P de Türkiye ekonomisi değerlendirmelerinde daha geleneksel ve tutarlı bir politikaya dönüldüğü için Türkiye’nin ekonomik görünümünü negatiften durağana çevirmişti. Son dönemde uluslararası yatırım bankalarından da pozitif değerlendirmeler geliyor.
Ancak bu olumlu algı henüz kayda değer bir eyleme dönüşmedi. Kredi derecelendirme kuruluşlarından başlayacak olursak, ekonomik görünümün durağana çevrilmesi maalesef not artışı anlamına gelmiyor. Durağan görünüm, ekonomi yönetiminde veya uluslararası makro-finansal konjonktürde önemli bir değişim olmaması halinde kredi notunun aynı kalacağı anlamına geliyor. Türkiye’nin mevcut uluslararası kredi notu da “son derece spekülatif” olarak adlandırılan kategoride. Bir başka ifadeyle mali taahhütler yerine getirilmekte; ancak ödemeye devam etme kapasitesi iş ve ekonomik ortamdaki bozulmaya karşı hassas demek. Benzer şekilde uluslararası yatırım fonlarından da seçim sonrası dönemde yurt içine kayda değer bir portföy girişi olmadı. Aynı husus uluslararası doğrudan yatırımlar için de geçerli.