MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Sezaryenle doğumların önlenemeyen yükselişi bir kez daha Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirdi. Bakanlığın başlattığı ‘Normal Doğum Eylem Planı’, sezaryen oranımızı düşürmeye yetecek gibi görünmüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ‘himayesinde’ başlattığı eylem planı, geçen perşembe günü Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde tanıtıldı.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verisine göre Türkiye yüzde 60,1’e varan sezaryen oranıyla ‘dünya şampiyonu’. En yakın takipçimiz Güney Kore’de bu oran yüzde 53,8, Meksika’da yüzde 52,6.
Halk arasında ‘normal doğum’ olarak bilinen vajinal yolla doğumun özendirileceği eylem planına göre:
- Doğum yapılan kamu, üniversite ve özel hastanelerin tümüne gebelik okulları açılması zorunlu olacak.
- Anne adaylarına gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgilendirmeler yapılacak, var olan eğitim faaliyetlerinin kapsamının genişletilmesi, daha çok kişiye ulaşması sağlanacak. Bunun için mobil uygulama hayata geçirilecek.
- Doğumlarda rehber ebeler görev alacak. Ebelerin görev ve yetkilerinin genişletilmesine yönelik yeni düzenlemeleri hayata geçirecek, doğumhane çalışanlarına maddi teşvik sağlanacak.
- Doğum ve sezaryen yönetimi, bakanlığın klinik rehberlerine göre gerçekleştirilecek.
- Hastanelerde sezaryen ameliyatlara yönelik denetim ve takip çalışmaları yapılacak.
- Kamudaki sağlık yöneticilerinin performans kriterlerine, primer (ilk) sezaryen oranları da eklenecek.
- Sezaryen oranı yüksek hastanelere aylık ziyaretler yapılacak.
Doğum sadece gebenin seçimi mi?
Uzmanlara göre bu taktikler, ülkedeki sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği yüzde 10-15’e düşürmeye yetmeyecek. Çünkü mevcut sorunlara gerçekçi çözüm üretmiyor.
Kuşkusuz anne ve bebek açısından ideali, sezaryenin sadece gerektiğinde yapılması. Bakanlığın yayınladığı çok tepki çeken kamu spotunda, tıbbi olarak zorunluluk olmadıkça doğal ve sağlıklı olanın normal doğum olduğu söylense de aksinden anne sorumlu tutuluyor. Sezaryenle doğum halinde bebeğiyle bağ kuramayacağı öne sürülüyor. Bu video bile bakanlığın zemin hazırlayıcı faktörleri görmezden geldiğini, sorumluluğu gebeye yüklediğini gösteriyor.
AKP iktidara geldiğinde oran yüzde 21’di
1993’te Türkiye’de sezaryenin doğumlar içindeki ortalama oranı yüzde 7’ydi. 1998’de oran yüzde 13,9’a ulaştı. AKP’nin iktidara geldiği yıl 2002’de oran yüzde 21’e çıkmıştı. Yıllar içinde yükselişini sürdürdü, 2008’de yüzde 36,7, 2013’te ise yüzde 48’e çıktı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan oran yüzde 50’ye yaklaştığında, sezaryenle cinayetler işlendiğini söyledi. Eşi, oranın düşürülmesi için seferberlik çağrısı yaptı. Dönemin sağlık bakanı Recep Akdağ ‘insanlık suçu’ olarak nitelendirdiği sezaryeni azaltmak için, para cezaları, vajinal yolla doğuma daha fazla SUT ödemesi gibi farklı uygulamalar denedi. Ancak hiçbir ‘tedbir’ beklenen sonucu getirmeye yetmedi.
Yeni Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, öncekiler gibi, ilgili sivil toplum kuruluşlarına danışmadan, görüşlerini almadan meseleye al attı.
En düşük sezaryen oranı İsrail’de
Sayılarla tabloyu ortaya konuşmaya devam edelim. Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon canlı bebek doğuyor.
OECD ülkelerindeki ortalama sezaryen oranı yüzde 28, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yüzde 28,9. Sezaryenin doğumlardaki oranını DSÖ’nün önerdiği sınırlarda tutmayı başaran ülkeler var. İsrail yüzde 14,3 ile en iyi orana sahip. Hollanda’da sezaryen oranı yüzde 15,2, Norveç’teyse yüzde 15.6.
ABD’deki oran yüzde 31,7, Britanya’da yüzde 31,3, Almanya’da yüzde 30,7, Fransa’da yüzde 20,5, Litvanya’da yüzde 21,1, İzlanda’da yüzde 14,4.
Bakanlığın kendi hastanelerinde de yüksek
Sezaryen oranları devlet, üniversite, özel tüm hastanelerde hız kesmiyor. Bakanlığın hastanelerinde oran 2020’de yüzde 42.8, 2021’de yüzde 44.6, 2022’de yüzde 46.4 olarak kayda geçti. Üniversite hastanelerinde oldukça yüksek. 2020’de yüzde 71.4, 2021’de yüzde 73.1, 2022’de ise 74.4’ti.
Sezaryenle doğumların en yüksek oranda yapıldığı hastaneler özeller. Özel hastanelerde 2020’de yüzde 74.1, 2021’de yüzde 75-,1, 2022’de yüzde 78,1’e ulaştı.
Doğum manifestosu
DSÖ’nün doğum manifestosuysa şöyle:
· Doğum kendiliğinden başlamalı,
· Doğum boyunca hareket özgürlüğü olmalı,
· Doğumda gebeye sürekli duygusal ve fiziksel destek verilmeli,
· Gereksiz müdahalelerden kaçınılmalı,
· Doğumda sırtüstü yerine diğer pozisyonlar desteklenmeli,
· Doğum sonrası anne ve bebek bir arada kalmalı.
Sağlık Bakanlığı’nın Gebe Bilgilendirme Eğitim kitabına göre şu durumlarda sezaryen yapılabilir:
· Bebeğin doğum kanalına istenilen şekilde girmemiş olması (bebekler tipik olarak doğum kanalına başı ile ve tepesi en önde olacak şekilde girerler; yüz, alın, kol, yan, ayak, omuz, makat gelişler sezaryen için bir gerekçe olabilir)
· Bebeğin doğum kanalında istenilen ve beklenen şekilde ilerlememesi veya ilerlemesinin durması ,
· Bebeğin göbek kordonunun, doğum olmadan doğum kanalından dışarı sarkması,
· Doğum kanalında, bebeğin hayatını riske sokabilecek bazı enfeksiyonların mevcudiyeti,
· Daha önce sezaryen veya rahim ameliyatı geçirmek,
· Annenin kalça yapısının doğum için elverişli olmaması.
· Bebeğin anne karnında sıkıntıya girmesi ve ölüm riski,
· Bebeğin eşinin doğum kanalının önünü kapatması veya bebek doğmadan yapıştığı yerden ayrılması,
· Bebeğin beklenenden daha iri olması (4500 gram üstü).