Birçok farklı hastalığa zemin hazırlayan diyabetten en sık göz ve böbrekler etkileniyor. Diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30’unun gözü zarar görüyor. Göz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Yusuf Durlu, diyabet süresi uzadıkça hasar riskinin arttığını söyledi.

Bugün (14 Kasım) Dünya Diyabet Günü. Diyabet yüzyılın en önemli kronik sağlık sorunları arasında yer alıyor. Türkiye’de yaklaşık 12-14 milyon diyabet hastası bulunuyor. Bunların yaklaşık yüzde 5-8’i Tip 1 diyabet. Obezite ve hareketsiz yaşam sebebiyle, ‘yaşlılık tipi’ de denilen Tip 2 diyabet, çocuk ve gençlerde giderek daha sık görülüyor.
Diyabet bazı organlarda kalıcı hasarlara sebep olabiliyor. Kontrolsüz diyabet hastalarında risk daha yüksek.
Sadece körlük yapmıyor, gözde farklı hastalıklara neden oluyor. Amerika Retina Uzmanları Birliği’nin de üyesi olan Durlu ile diyabetin gözleri nasıl vurduğunu konuştuk.
Hastalar farkında değil
Türkiye’de yaklaşık dört milyon kişide diyabete bağlı retina hastalığı olduğu tahmin ediliyor. Bu çok yüksek bir sayı. Üstelik hastalar bunun farkında değil. Durlu, diyabete bağlı retina hastalığının ABD’de çalışma yaşındakilerde kalıcı körlüğüne yol açan en yaygın göz hastalığı olduğunu söyledi: “Birçok çalışma özellikle 20-65 yaş arasındaki kişilerde körlüğün en sık nedeninin diyabet olduğunu gösteriyor.
Sigara ve alkol, kontrolsüz diyabet ve buna eşlik eden sistemik hastalıkların retina hastalığının daha olumsuz seyretmesine neden oluyor.”
Hastada ayrıca obezite, hipertansiyon dahil kardiyovasküler hastalığı, anemi ve yüksek kolesterol sorunları da varsa, kandaki hemoglobin A1c değeri (üç aylık kan şekeri ortalaması) 7’nin üzerindeyse diyabete bağlı retina hastalığı daha erken ortaya çıkıyor ve ciddi seyrediyor.
Hamile hastalar daha sıkı takip etmeli
Diyabetik hamileler de önemli risk grubunda. Durlu hormonal nedenlerden dolayı hamileliğin retina hastalığı için bir risk faktörü olduğunu belirtti: “Konu gebelik diyabeti değil. Tip 1 diyabeti olup hamile kalan kadınlarda hamilelik dönemi sırasında retina hastalığı tetiklenebildiği için daha ciddi seyredebiliyor.
Bu açıdan hamile kalan Tip 1 diyabetlilerde retina kontrollerinin daha sık ve erken dönemde yapılmasını istiyoruz.”
Katarakt da daha erken ve sık görülüyor
Diyabet süresi uzadıkça gözde hasar oluşma riski artıyor. Özellikle onuncu yıldan sonra belirginleşiyor. Tip 1 diyabet hastalarındaysa retina ve sarı nokta bölgesinde hasar daha hızlı ilerleyebiliyor.
Diyabetin sadece retinayı etkilemediğini hatırlatan Durlu şöyle devam etti: “Ayrıca katarakt diyabetli hastalarda daha erken ve sık görülüyor.
Diyabet göz kaslarının sinirlerini etkileyerek felçlere neden olup çift görme, şaşılık ve kapak düşüklüğüne, göz yaşı bezlerinin yeterli çalışmasını engelleyerek kuru göz hastalığına, göz içi kanamalara ve ileri evrelerde göz içi basınç artışına, göz tansiyonu hastalığına yani glokoma yol açabiliyor.”
Ani görme kaybı da yapabilir
Hastalarda görmedeki azalma genellikle yavaş ilerliyor. Ancak bazen ani görme kayıpları da meydana gelebiliyor.
Bazı hastalarda göz arkasında hasar oluşsa dahi herhangi bir görme şikâyeti olmayabiliyor. Görme azalması olan vakalarda genellikle sarı nokta kalınlaşması (ödem) tespit ediliyor.
Bu nedenle diyabetli hastaların takiplerinin, diyabet uzmanıyla birlikte bir göz doktoru tarafından yapılması önemli.
Yılda bir göz kontrolü
Durlu tüm diyabet hastalarının hastalıklarını öğrendikleri zaman hemen, daha sonra da en az yılda bir kez damlalı göz dibi muayenelerinin yapılmasının çok önemli olduğunu söyledi: “Erken teşhis, düzenli kontroller ve uygun tedaviyle ciddi görme kayıpları büyük oranda engellenebilir.
Detaylı göz muayenesi sonrasında sonuç normal olsa dahi fundus kamerayla dijital retina görüntülemesinin alınmasının hasta takibinde faydalı olacağını düşünüyorum.
Retinada kanama, lipid birikintisi, yeni damar oluşumları ve sarı noktada kalınlaşma olduğundaysa sarı nokta tomografisi ve göz anjiolarının yapılması gerekir.”
Göz anjiosu iki şekilde yapılıyor. İlaçlı göz anjiosunda floresein ilacı koldaki toplardamardan verilerek 10 dakika süreyle fundus kamerayla çekim yapılır. Altın standard olarak bilinen ilaçlı göz anjiosunun sonuçlarına göre göz tedavisine karar veriliyor.
Modern bir yöntem olan ilaçsız göz anjiosu (OKTA) yöntemiyse diyabetik retina hastalığını çok erken dönemde saptayan önemli bir tekniktir. Hastaya ilaç verilmediği için yan etki olasılığı yok.
Diğer bir tanı yöntemi de optik koherens tomografi (OCT). Bu da radyasyon içermeyen ve gözün arkasından ışık huzmesiyle (ışın değil) kesit alan bir yöntem.
Zayıflama ilaçları retinayı hasarlayabilir
Diyabetik retina ve sarı nokta hastalığında, zaman kaybetmeden yapılacak göz içi iğne ve altın standart olarak bilinen argon lazer tedavileriyle görme kaybı önlenebiliyor. Bu nedenle hastalarının görmelerinde azalma olmasını beklemeden yılda en az bir kez damlalı göz dibi muayenesi yaptırmalarının hayati önemi var.
Durlu ayrıca diyabete eşlik eden şişmanlık tedavisinde kullanılan GLP-1 (glucagon-like peptide 1) reseptör agonistlerinin kullanımının erken retina hasarının artırabileceğine dikkat çekti: “Bu olumsuz etki zayıflama ilaçlarını kullanan diyabetik hastalar tarafından bilinmeli.”