Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptaline itirazı 15 gün içinde karara bağlanacak.

İmamoğlu’nun lisans diplomasının iptaline karşı dava açmıştı. İmamoğlu aynı zamanda diploması nedeniyle ‘resmi belgede sahtecilik’ iddiasıyla yargılanıyor. O davada mahkeme, bu itirazın sonucunu beklemeye karar vermişti.
İtiraz davası bugün görüldü.
İstanbul 5’inci İdare Mahkemesi’ndeki duruşmaya İmamoğlu ve davalı İstanbul Üniversitesi’nin avukatları katıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de İmamoğlu’na destek için salondaydı.
Duruşmaya çoğu salon küçük olduğu gerekçesiyle alınmadı. Bu nedenle duruşma öncesi jandarmayla, vatandaş arasında gerginlik çıktı.
Mahkeme başkanı duruşmada bugün İmamoğlu, avukatları ve üniversite avukatlarının beyanlarının alınacağını, kararınsa 15 gün içinde açıklanacağını söyledi.
Duruşmada İmamoğlu özetle şunları söyledi:
‘Diploma savunması yapmaya gelmedim’
“Bugünkü dava hayati önemde. Bu itiraz, sadece benimle ilgili değil. Bugün diploma savunması yapmaya gelmedim. Bir gencin devletine inanarak kurduğu emeğinin nasıl geriye doğru söküldüğünü göstermek için geldim.
İstanbul Üniversitesi, 2024 Ekim’de yayınladığı ‘Yatay Geçiş Bilgi Notu’ başlıklı raporu çok önemli. Kendi hazırladığı bilgi notunda diyor ki ’35 yıl önce aradığınız şartlar bugün yoktu’. Yani ‘Bu kuralları alıp 18 yaşındaki gencin başına balyoz gibi indiremezsiniz’ diyor.
Dahası bu uygulamanın istisnai değil, yerleşik bir uygulama olduğu da açıkça yazıyor. Şimdi üniversite kendi bilgi notuna rağmen kendi yaptığı işlemi inkar ediyor. Kendi hazırladığı not geçerli değilse hangi belge geçerli olacak?
‘İddialar bu ilan hiç yokmuş gibi’
Bu sürecin en masum gençlerinden biriyim. Üniversite tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak bu süreci başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur.
Bugün bana yöneltilen iddialar, sanki bu ilan hiç yokmuş gibidir. Oysa bu ilan bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır.
Bu başvurunun sahibinin kim olacağı önceden belli değildir. Kimlerin bu haktan yararlanacağı da bilinemez. Yani ortada öngörülebilir, planlı, kişiye özel bir durum yoktur.
İlan herkese açıktır. Kim başvurur, kim kazanır, kim değerlendirilir, bunların hiçbiri önceden tahmin edilemez. Asker de başvurabilir, sivil de. Herkes için eşit bir süreçtir.”
‘Ayrıcalık istemek değil’
İmamoğlu ardından üniversiteye başvuru dilekçesinden bazı sözleri okuyup şunları dedi:
“İçeriği son derece açık. Anlatım net, talep nettir. Bu dilekçede gizli hiçbir ifade yoktur. Yanıltıcı tek bir beyan yoktur. Aksine, hangi üniversitede eğitim alındığı, hangi bölümün okunduğu, hangi sınıfın tamamlandığı açıkça yazılmıştır.
Talebin ne olduğu hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ifade edilmiştir. Bu bir lütuf talebi değildir. Devletten bir ayrıcalık istemek değildir. Bu, yayımlanmış bir ilanla doğmuş, mevzuatın tanıdığı bir hakkın kullanılmasına ilişkin başvurudur.”
‘Kurban yaratma çabası’
Dosyaya üniversiteye ait belgeler, kimlik belgeleri, transkriptinin hatta üniversitenin tanıtım broşürünün de eklendiğini belirten İmamoğlu, şöyle devam etti:
“Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp ‘Bilgi eksikti, üniversite yanıltıldı’ demek, hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil, kötü niyetle yapılmış bir tutumdur.
Bu, asılsız ithamlarla yürütülen bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim.
’35 yıl susan neden adaylıktan sonra harekete geçmiştir?”
Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu haline getirildiğini göstermektedir. Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmi bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir.
Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum.
Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir, yorum değildir. Bu takvimle sabit bir olgudur.
Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?”
İstanbul Üniversitesi’nin avukatı ise savunmasında İmamoğlu’nun denklik konusunda üniversitenin yetkisi bulunmadığı, bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurumu’na ait olduğu iddialarının hukuken eksik olduğunu belirtti.
İmamoğlu ve avukatları savunmalarını tekrarladı ve duruşma sona erdi.
Ne olmuştu?
İmamoğlu’nun lisans diploması İBB odaklı soruşturma kapsamında gözaltına alınmadan bir gün önce, yani 18 Mart’ta, İstanbul Üniversitesi tarafından ‘yokluk’ ve ‘açık hata’ gerekçeleriyle iptal edilmişti.
Diplomaya ilişkin İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 4 Temmuz’da iddianame hazırlanmış, İmamoğlu’nun sekiz yıl dokuz aya kadar hapsi istenmişti.
İmamoğlu diplomayla ilgili yargılandığı İstanbul 59’uncu Asliye Ceza Mahkemesi, 8 Aralık’taki duruşmada davayı 16 Şubat 2026’ya ertelemişti.
Mahkeme erteleme kararını ‘idare mahkemesini beklemek için’ vermişti.
İmamoğlu, 6 Mayıs 2025’te diploma kararının iptali için idare mahkemesine başvurmuştu.
İmamoğlu asliye cezadaki ceza davasında dosyanın yönlendirildiğini öne sürüp erteleme kararına tepki göstermişti.