Dilek Leblebici Teker: Diji­tal ekonominin yükselişi, fiziksel kaynaklara bağımlılığı daha strate­jik hale getiriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son yirmi yıl incelendiğinde, Dünya’nın en değerli şirketler listesindeki değişim de bu­nu doğrular nitelikte. Örneğin, 2005 yılın­da bu listede küresel ekonominin temel ağır­lık merkezlerinin enerji, finans ve sanayi ol­duğunu görüyoruz.

Listenin üst sıralarında ExxonMobil, BP, Royal Dutch Shell gibi petrol devleri; Citigroup ve Bank of America gibi fi­nans kuruluşları yer alıyordu. Küresel ekono­mik güç büyük ölçüde enerji üretimi, sermaye akışı ve fiziksel üretim kapasitesi üzerinden şekilleniyordu.

Bugün ise çok farklı bir tablo var. Listenin zirvesinde Nvidia, Apple, Microsoft ve Alp­habet gibi teknoloji şirketleri yer alıyor. Özel­likle yapay zekâ ve yarı iletken odaklı şirket­lerin trilyon dolarlık değerlere ulaşması, eko­nomik gücün artık veri işleme kapasitesi ve hesaplama gücü etrafında toplandığını göste­riyor.

Ancak işin ilginç tarafı şu: Dijital eko­nomi büyürken fiziksel kaynakların önemi azalmıyor, tam tersine daha stratejik hale ge­liyor. Çünkü veri merkezleri enerji olmadan ya da yarı iletken üretimi kritik mineraller olmadan çalışamıyor. Başka bir ifadeyle, diji­tal ekonominin yükselişi fiziksel kaynaklara olan bağımlılığı azaltmıyor, hatta daha strate­jik hale getiriyor.

Dilek Leblebici Teker’in yazısı