Didem Eryar Ünlü: Guattari'nin üç ekoloji yaklaşımı bugün çok daha anlamlı geliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Guattari’nin üç ekoloji yaklaşımı bugün çok daha anlamlı geliyor: Doğanın ekolojisi, sosyal ekoloji ve zihinsel ekoloji.

Guattari’nin yaklaşık kırk yıl önce ortaya koyduğu düşünce, yaşadığımız krizlerin neden birbirinden ayrı çözülemediğini anlatıyor. Doğayı korumak için ekonomik sistemi dönüştürmek gerekiyor. Ekonomik sistemi dönüştürürken insanların yaşam koşullarını, alışkanlıklarını ve gelecek beklentilerini dikkate almak gerekiyor. Ve bütün bunları yapabilmek için toplumsal güvene ihtiyaç var.

Toplumun karar alma süreçlerine katılımı, kurumlara duyulan güven ve politikaların şeff afl ığı, sürdürülebilir kalkınmanın temel koşulları arasında. İnsanlar dönüşümün neden gerekli olduğunu, maliyetinin nasıl paylaşılacağını ve kendilerine nasıl bir gelecek sunacağını bilmek istiyor. Bu sorular yanıtsız kaldığında, en gerekli politikalar bile toplumsal dirençle karşılaşabiliyor.

2018’de Sarı Yelekliler hareketi başladığında dünya, Paris Anlaşması’nın hedefl erine ulaşmak için nasıl daha hızlı hareket edebileceğini tartışıyordu.

Bugün COP31’e haftalar kala aynı tartışmayı sürdürüyoruz. Ancak artık iklim politikalarının başarısını değerlendirirken toplumsal etkilerini de çok daha güçlü biçimde hesaba katmamız gerekiyor. Fransa’da yaşananları doğrudan iklim politikalarının başarısızlığı olarak okumak doğru olmaz. Bugünkü protestoların nedenleri çok daha çeşitli.

Buna karşılık 2018 ile 2026 arasında önemli bir süreklilik var: Ekonomik kararların toplumsal maliyetini kimin taşıdığı sorusu hâlâ yanıt bekliyor. Ve bu kez tartışmanın içine gençlerin eğitim hakkı, istihdam beklentileri ve geleceğe duydukları güven de katılmış durumda. Bir dönüşümün adil olması için, bugünün çalışanlarını koruması ve yarının çalışanlarına fırsat sunması gerekiyor.

Geleceği kurtarmak için dönüşümden söz ediyoruz. Peki o geleceğin içinde yaşayacak insanlara nasıl bir hayat vaat ediyoruz?

Didem Eryar Ünlü’nün yazısı