Depresyon 'zayıflık' değil, hastalık

Depresyon kişinin üzerine çöken bir ‘karabulut’ gibi. Zayıflık değil, herkesin yakalanabileceği ve sık görülen bir ruhsal hastalık.

Fotoğraf: hikrcn/Fotoli

“…Uzun zamandır söyleyemiyorum ama hep içimde bir burukluk var. Evet bebeğimi çok seviyorum ama hayatımda bir şeyleri de kaybettim sanki. Tarifsiz bir hüzün var üzerimde, bunu kimseye söyleyemiyorum. Samimi olmak gerekirse kendime bile bunu itiraf etmeye cesaret edemiyorum. Arda ağladıkça ben de onunla saatlerce ağlamak istiyorum. Bedenime takıyorum, kiloma, saçıma, yüzüme takıyorum. Öyle mutlu değilim yani. Arda’ya sarılınca da bu hisler geçmiyor. İçimdeki ses ‘keşke doğurmasaydın Elif, sen bu bebeği hak etmiyorsun’ diyor. Ve bu düşünce aklıma her geldiğinde benim canımı daha da çok yakıyor. Tarifi olmayan garip bir durumun içerisindeyim…”

“…Daha geçen konuştum aramızı düzeltmek için, derdimi anlattım ona. Dedim ‘odaklanamıyorum’, hocanın yaptıklarını anlattım ama sorunun bende olduğunu düşünüyor. Çok abartıyormuşum. Hayatta bir tek ben tez yazmamışım. Herkes bu yollardan geçmiş. Ama ben yeteri kadar önem vermiyormuşum. Önceliklendirmiyormuşum. İstersem yaparmışım! Aşırı karamsarmışım, bir kere herkesin işi sorunsuz, bir senin işlerin hep sorunluymuş, hayat bir tek sana zorluk çıkarıyormuş diyor. O böyle söyleyince cevap veremiyorum, beni kimse anlamıyor. Sanki zaman durdu ve geleceğim de dondu gibi hissediyorum ama yaşadıklarımı Aslı’ya hissettiremiyorum, o bile anlamıyor beni…”

“…Bugün de hiç keyfim yok, çok başım ağrıyor. Sadece başım olsa neyse, sırtımda bir ağrı, dizlerimde bir ağrı, sanki boynumun üstüne böyle ensemden bir yük oturuyor gibi… Yardım eden de yok, düşünen de yok, sonra bir de üstüne vay efendim bu ekmek kepekli değilmiş… Hani bunlara laf da edemezsin, adımız çıkmış asabiye. Abi Allah aşkına, nasıl sakin kalayım? Kaç aydır doğru düzgün uyuyamıyorum zaten, her şeye yetişmeye çalışıyorum. Çocuklar büyüdükçe yüklerimiz biraz azalır sandık, her şey daha da ağırlaşmaya başladı. Ne ara yaş 50 oldu, koşturmaktan anlamadım. Yoruldum aslında yoruldum tabii, ama nasıl durayım?..”

“…İnan artık biriyle buluşmayı geçtim, neyi sevdiğimi bile bilmiyorum anlıyor musun? İçimden o kadar bir şey yapmak gelmiyor ki bu sefer kendime sarıyorum. Baksana yaa yüzümdeki kırışıklıklar da ne kadar arttı. Bir şeyler mi yaptırsam yüzüme acaba?  Yoksa saçlarımı mı kestirsem? Ayy yok yok o da şimdi bir dünya masraf ne gerek var… Hem kime güzelleşeceğim sanki, yapsam ne olur yapmasam ne olur? Gerçi bir şey diyeyim mi zaten inan artık öyle koşturmalara da gücüm yok…”

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi depresyon hemen her yaşta ortaya çıkabiliyor. Hastaların hikayelerinin detayları farklı olsa da depresyonun yaşattıkları benzer: Devamlı üzüntü hissedilmesi, günlük işlevlerin en az iki hafta boyunca yerine getirememesi, keyif alınan şeylere ilginin günden güne kaybolması, enerji kaybı, iştah değişikliği, daha az ya da çok uyuma, kaygı, konsantrasyon azalması, kararsızlık, huzursuzluk, değersiz, suçlu ya da umutsuz hissetme… Bunlara kendine zarar verme veya intihara teşebbüs gibi düşünceler de eşlik edebiliyor.

Doğa Rutkay ve Nergis Kumbasar

Psikiyatrik hastalıklar içinde en yaygın olanı

Depresyon psikiyatrik hastalıklar için en yaygın olan ve en çok yeti kaybı yapanlardan. İlaç firması Viatris’in desteği, Psikiyatri Bilimleri ve Araştırmaları Derneği (PiBAD) katkılarıyla geçen yıl Hayata Varım Projesi başlatıldı. Projeyle hem depresyon farkındalığını artırmak hem de hastalara rehberlik etmek hedefleniyor.

Proje kapsamında bu sene de depresyon hastalarının yaşadıkları senaryolaştırıldı. Nergis Kumbasar, Doğa Rutkay, Bekir Aksoy ile Alper Saylık tarafından canlandırıldı ve Youtube’deki projenin kanalına https://www.youtube.com/@HayataVarım yüklendi. Amaç hastaların kendilerini anlaması ve tedavi için cesaretlendirilmesi.

‘Marşı zor basan araba gibi’

Kadınların yüzde 13’ü, erkeklerin yüzde 8’inin yaşamlarının herhangi bir döneminde depresyona giriyor. Türkiye Ruh Sağlığı Profili Çalışması’na göre 12 aylık depresif nöbet yaygınlığı kadınlarda yüzde 5.4, erkeklerde yüzde 2.3, tüm nüfustaysa yüzde 4.

Fotoğraf: Prof. Dr. Oğuz Karamustafalıoğlu

PiBAD Başkanı Prof. Dr. Oğuz Karamustafalıoğlu’na göre depresyonunda en kritik noktalardan biri kişinin kendindeki değişikliği fark etmesi: “‘Ben artık doğal çizgimde gidemiyorum. Eskiden sorun çözme becerilerim vardı ama artık onu yapamıyorum’ diyebilmesi. Çünkü depresyon kendimizi, çevremizi ve geleceği karanlık gösterir. İnisiyatif kullanma noktasında bizi zora sokar. ‘Marşı zor basan bir araba’ gibi oluruz.

Böyle durumlarda çevremizin de bunun farkına varıp bizi harekete (tedavi için) geçirebilmesi çok önemli. Bazen birisinin ön ayak olması gerebilir.

İnsanlar (aile içi iletişimde) suçlu bulmaktan vazgeçip, birbirini dinleyip anlama eğiliminde olmalı.”

‘İnsan trafik lambası gibi üç ışığı da yakmalı’

Çok yüklenmek, ağır sorumluluklar altında ezilmek hayatı zorlaştırabiliyor. Karamustafalıoğlu hep ‘cici’ olduğumuzu ispatlamaya uğraşmanın depresyona zemin hazırlayabileceğini söyledi: “Sonra ‘Ben ciciyim, bana niye kaka diyorlar?’ diye düşünülüyor.

İnsan bir trafik lambası gibi olmalı. Üç ışığı da yakacak‘Herkes beni iyi bilsin, kimse beni kötü bilmesin’ dediğinizde depresyona aday oluyorsunuz.”

Sıklığı değil, tedaviye ulaşım kolaylaştı

Türkiye’de yıllardır bitmeyen bir iddia var: Antidepresan ilaç kullanımı patladı. Karamustafalıoğlu bunun hastalığın sıklığından değil, psikiyatri uzmanlarının sayısının ve ulaşılabilirliğinin artmasından kaynakladığını söyledi.

Kutu bazında Avrupa ülkelerinin altında olduğumuzu belirten Karamustafalıoğlu, “Kutu artışına değil, nüfus başına düşen tüketime bakmak lazım. Türkiye’de bu oran hala çok fazla değil.

2000’li yılların başında 25 ilde psikiyatri uzmanı yoktu. Burnumuzun dibindeki Çatalca’da bile… Şimdi burada iki uzman var. İnsanlar daha fazla yardım alıyor. Tabii ki tanı, ilaç tedavisi de almak demek.”

Kötü ekonomi erkek hasta oranını artırıyor

Depresyon sıklığının hemen hemen her ülkede benzer olduğunu hatırlatan Karamustafalıoğlu şöyle devam etti:

“İstisnası İskandinav ülkelerinde kış aylarında artması. Çünkü gün ışığı depresyonun en doğal panzehiri.

Onun dışında bütün ülkelerde benzer oranlarda çıkıyor. Titiz olan Japonlarda da en rahat olan Latinler de de birbirine yakın oranlarda görülüyor.

Ama mesela İspanya’da bir ara çok yoğun bir işsizlik krizi yaşandı. O zaman oradaki meslektaşlarımız depresyon düzeylerinin iki katına çıktığını bildirdi.

Genel olarak kadın hasta oranı daha fazla. İki ya da üç erkek hastaya karşılık sekiz ya da yedi kadın hasta depresyona girer. Ekonomi kötüye giderse erkek müracaat oranı biraz daha artar.

Biz de erkek hasta oranında artış gözlüyoruz.”

Test edin

Profesör iyi bir tedaviyle hastaların yarısının bir ay içinde, tamamına yakınının üç ayda büyük oranda toparlandığını belirtti. Hastaların yüzde 5-10’unda ise dirençli depresyon görülüyor. Tedaviye erken başlamak yanıt alma süresini kısaltıyor. Dirençli depresyonların çoğunluğun kişinin tedavisi sırasında beyan edemediği, önemli travmaları oluyor.

https://www.hayatavarim.com ’da depresyonla ilgili detaylı bilgiler, kolay yapılabilen bir test, tedavi için başvurulabilecek kamu sağlık kurumlarının listesi yer alıyor.