Erdoğan’ın söz konusu olan seçim olduğunda son derece köşeli konuştuğunu, bazen “vur” deyince öldürdüğünü, bu çerçevede de Avrupa Birliği’ne, ABD’ye rest çektiğini biliyoruz. Ancak aynı Erdoğan’ın pragmatist bir lider olarak söylediklerinin, kullandığı köşeli ifadelerin 180 derece tersini de kolayca yapabildiği aşikâr. Bu nedenle Erdoğan’a “Bir kez daha 180 derece döndü”, “yine sözünü tutamadı” gibi eleştiriler yöneltmenin bir anlamı yok. Yapılması gereken, bozuk saatin dahi günde iki defa doğru saati gösterdiğini anımsayarak ve iktidarın (taktiksel olsa dahi) yüzünü yeniden Batıya dönme çabasını bir fırsat olarak görerek, atılan adımı desteklemektir. Avrupalılar iki yüzlü olabilir. Erdoğan ve hükümeti bir öyle bir böyle davranabilir. Ancak özünde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olma hakkı ve çabası yeniden gündeme gelmelidir. Demokrasi, Özgürlükler, İnsan Hakları konuları yeniden en yüksek sesle dillendirilmelidir.