İktidar ve ortakları, özellikle HDP’li belediyelere karşı uzun süredir bir operasyon mekanizması işletiyor. Adı da kayyım: Seçilmişlerin yerine atanmışları geçiren bu mekanizmada henüz dokunulmayan il belediyesi Kars’tı. O yüzden de bir süredir bekliyordum, ne bulunacak ve Bilgen nasıl görevden alınacak diye.
Bilgen, 6 yıl önceki bir soruşturma kapsamında tutuklandı. Yerine vali kayyım atandı, belediye önünde namazla göreve başladı. Görevden alan yönetenler siyasal İslamcılar, yani dini siyasi ve ticari çıkarlar uğrunda kullananlar, görevden alınan kişi de İslami hareket içinden gelen bir isim. Yer de Kars. Ne oldu şimdi o, “laikçi, aydınlanmacı vesayetçiler ve karşısındakiler” arasındaki mücadeleye? Çöktü elbette. Siyasal İslam, kendisiyle aynı duyarlılığa sahip, aynı gelenekten gelen kişilere göre değil, kendisiyle aynı menzilde, aynı denetimsiz iktidar olanaklarından yararlanmak isteyenlere göre bir düzen kurdu. Ölçüsü İslami gelenek değil, iktidara yaramak ya da yaramamak oldu.
Siyasal İslamın bu denli dünyevi bir olgu olan “iktidar” hırsına ve maddi dünyanın çıkarlarına teslimiyetinin daha açık özeti var mı? Ayhan Bilgen, bugün AKP’ye katılmış olsaydı, bu dosya yeniden açılır mıydı? Soru çok basit. Teröre, şiddete karşı olmak hepimizin görevi; ancak hukukun, iktidarın ve ortaklarının çıkarlarına göre şekillenmesine karşı çıkmak da yurtseverlik görevi.