Böyle bir ortamda ekonomi canlanacakmış. Nasıl olacak? Alım gücü düşerken kim, nasıl tüketime yönelsin; çarşı pazar canlansın? Döviz böyle hızla değerlenirken kim üretime, yatırıma yönelsin? Stokçuluğun önüne böyle bir ortamda nasıl geçilsin? Bu soruları sormak için âlim olmak gerekmiyor.
Her şeyi denetimsizce bir merkeze bağlamanın; ülkenin kaderini Saray siyasetinin eline terk etmenin bedeli bu. Yaşananlara kimse şaşırmasın. Anayasa değişikliğiyle sistemi değiştirecek referandum öncesinde kaç kişi yazdı, çizdi, anlattı bu olasılıkları. Yaşıyoruz işte. Sonuç olarak bu tablo iktidarın eseridir ve iktidar değişmedikçe sürecek, görüntü ortada.