Demirtaş, seçimi 80'e 20 kazanmanın formülünü anlattı

HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş hem muhalefete hem de kendi partisine çağrı yaparak “Ortak dil, medyanın ortak kullanımı, ortak sloganlar, ortak eylem ve etkinlikler, ortak çözüm projeleri ve en nihayetinde ortak adayla sahaya çıkılırsa emin olun, seçim en az 80’e 20 kazanılır” dedi.

Fotoğraf: Reuters

Muhalefet partileri pazar gününü kongre ve toplantılarla geçirdi. HDP’nin 5’inci Olağan Kongresi toplanırken, aynı gün öğle saatlerinde İYİ Parti Genel Merkezi’nde ‘altılı masa’yı oluşturan siyasi partiler beşinci kez bir araya geldi. Kongrede HDP, muhalefet partilerine eleştiride bulunup ”Kendi adayımızla girmeyi değerlendiririz” mesajını verdi.

Halen tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden T24’e yazan Demirtaş, hem partisi HDP’ye hem de muhalefete seslendi.

Yazısının başında AKP’ye ‘trafik magandası’ benzetmesi yaparak ”Tüm şeritleri tıkamış durumdalar. Ne kimsenin geçmesine izin veriyor ne de kendileri ilerliyorlar” diyen Demirtaş, muhalefete şöyle seslendi: ”Bu durumda muhalefet, iktidarın peşine takılmak yerine yeni yollar bularak ilerlemek zorunda. Bu da ancak ‘değişim’ ile mümkün olabilir.”

İktidarın olgularla değil algılarla siyaset yaptığını belirten Demirtaş, muhalefetin bu algıları kırması gerektiğine değindi. Demirtaş bu noktada ‘ortaklaşmaya’ vurgu yaptı: ”Muhalefetin bu konuda bir dezavantajı var; AKP tek merkezden algı üretirken muhalefet bu algılara karşı çok merkezden yanıt vermek durumunda. Bu durumu aşacak ortak stratejiler üzerinde çalışılmalıdır. Ortak dil, medyanın ortak kullanımı, ortak sloganlar, ortak eylem ve etkinlikler, ortak çözüm projeleri ve en nihayetinde ortak adayla saha çıkılırsa emin olun, seçim en az 80’e 20 kazanılır.”

‘HDP siyasi bir mucizedir’

HDP’yle ‘altılı masa’daki diğer partilerin yan yana gelememesine değinen Demirtaş, bunda kendi partisinin de sorumlu olduğu eleştirisini yaptı: ”Evet, HDP baskılardan en büyük payı alan partidir. Kitlesi en çok horlanan, en çok zulüm gören partidir. Cezaevleri HDP’lilerle doludur. HDP’nin yüzlerce belediyesi gasp edilip kayyum atanmıştır. Neredeyse her gün de onlarca üyesi hukuksuz operasyonlarla tutuklanmaktadır. HDP üzerinde büyük bir medya ambargosu var. Hakkındaki kapatma davası devam ediyor. Tüm bunlara rağmen HDP en çok direnen, dimdik ayakta kalmayı başarmış olan bir siyasi mucizedir. Bunu da dinamik, fedakar, cesur tabanına, halka borçludur.

‘Değişimi kendimizden başlatma cesareti’

Ancak HDP’nin yaşadığı mağduriyetler, siyasi kararlar alırken duygusal davranma gerekçesi olamaz. Türkiye’de değişim istiyorsak bunu kendimizden başlatma cesaretini göstermek zorundayız. Aksi halde, haklı olmamıza rağmen yeterince inandırıcı olamayız. Kendi hassasiyetlerimize saygı beklediğimiz her yerde, başkalarının hassasiyetlerine gerekli saygıyı göstermek zorundayız. Elbette bütün bu hassasiyetlerin sınırı da demokratik ortak değerlerdir. Kimse kimseye, farklı hassasiyetleri ortak değer olarak dayatmamalıdır.

‘Türkiye açılımı’

Eğer diğer muhalefetten Kürt açılımı bekliyorsak biz de HDP olarak Türkiye açılımı yapmak zorundayız. Mağdur kimliğimizin bizi ezilmişlik veya öfke psikolojisine sokmasına izin vermeden, özgüvenle tüm Türkiye’yi kucaklamak zorundayız. HDP’nin geçtiğimiz pazar günü büyük katılım ve coşkuyla düzenlenen 5. Olağan Kongresi bu değişim için önemli bir olanak ve zemin sunmuştur. Siyasetin ve şiddetin bir arada olamayacağını bizim de bildiğimizi, bütün sorunlarımıza Türkiye’nin bütünlüğü içinde çözüm aradığımızı ve onurlu bir barış için ciddiyetle çalıştığımızı tüm Türkiye’ye en uygun dille, söylemle anlatmamız gerekir. Bu sayede ekonomi, dış politika, eğitim, sağlık, tarım, adalet gibi temel başlıklarda Türkiye’yi düze çıkaracak politikalarımızı daha rahat anlatabiliriz.

‘İlkelerimizden değil, alışkanlıklarımızdan vazgeçelim’

Biz bunu başardığımız oranda AKP’nin ürettiği algılarla baş etmek mümkün ve kolay olur. Tüm muhalefetin demokrasi için iş birliği yapması da kaçınılmaz hale gelir. Bizim yapacağımız doğru hamlelere rağmen muhalefet algılara teslim olmaya devam ederse işte o zaman çuvaldızı onlara batırma hakkımız doğar. Bunun için ilkelerimizden değil, korkularımızdan ve alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz yeterli.

‘Değişim zamanı’

Dedim ya, değişim cesaret ister. Şimdi o cesareti göstermenin, değişimi kendimizden başlatmanın tam zamanı. Emin olun, gerisi domino taşı gibi gelir. Toplum herkesi değişim için daha fazla zorlar ve demokrasiye bir adım daha yaklaşırız. Değişim şimdiden başlamalı ki, seçimden sonra güçlü bir şekilde sürebilsin.