Başbakan Ahmet Davutoğlu, ‘çözüm süreci’nde masayı HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın devirdiğini savunarak, “Masa İmralı’da Öcalan’la üç beş kişinin oturması değil” dedi.
‘Dolmabahçe tek taraflı’

Milliyet’ten Serpil Çevikcan’ın aktardığına göre, Londra’da gazetecilere açıklamalarda bulunan Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sıkıntısız geçtiği için PKK’nın harekete geçtiğini savunurken AKP’nin kurucularından Bülent Arınç’ın açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen Dolmabahçe mutabakatının da tek taraflı bir açıklama olduğunu söyledi: “Silahsızlanma konferansı yapılarak silahların bırakılacağı sözü verildi. Elimizdeki istihbarat bilgileri silahsızlanmayı bırakın bunların yeni bir şeye hazırlandığını gösteriyordu.”
Davutoğlu’ndan satırbaşları şöyle:
Masa İmralı’da değil
Masa dediğiniz şey aslında… Ben son 10 gün içinde dört masa kurdum. Masa İmralı’da Öcalan’la üç beş kişinin oturması değil. Çağırdıklarım Ak Parti teşkilatları değil, çoğu HDP’ye mütemayil insanlar. Her türlü geçmişten, kesimden STK’lar var. İşte masa bu, bundan sonra da bu masa devam edecek. Valilere söyledim. Her hafta sivil toplum örgütlerini toplayacaksınız. Sadece memurlarınızla görüşmeyeceksiniz. Her birinizin bir istişare meclisi kurmanızı istiyorum. Her hafta alandan bilgi alacaksınız.
HDP’yi akademisyenler şımarttı
HDP’yi şımartan şey şu oldu; mesela akademisyenlerin bildirisinde beni en fazla üzen şeylerden birisi, Kürt siyasal iradesi diyor. Kim temsil ediyor total olarak Kürt siyasetini. Biz yüzde 50 oy almış Ak Parti olarak neyi temsil ediyoruz? Bunu söylediğiniz zaman Türkiye’yi Iraklılaştırırsınız. Ben utanç duydum bu ifadeleri okurken. Bir akademisyenin yapmaması gereken şey, vatandaşlık kavramının ötesine geçip kimlik siyasetiyle bir hukuk geliştirmek. Sanki bütün Kürtleri ben temsil ediyorum, karşımda da devlet. Yok böyle bir şey. Bu algı bugüne kadar böyleyse bundan sonra olmayacak. Kürt vatandaşlarımızı Ak Parti olarak en çok temsil edenlerden birisi biziz.
Başka yerlerden de talimat alıyorlar
Demirtaş, Meclis’te konuşma yaptı, masayı deviren konuşma oydu. Demek ki İmralı’dan aldıkları talimat meseleyi çözmeye yetmiyor. Bunlar başka yerlerden de talimat alıyor. Görüştükleri lobilerden. Türkiye kimin karşısındaysa onunla görüşüyorlar. Baktı ki herkes arkamda, neredeyse oralara gitti. Neredeyse Ermeni-Kürt lobi ittifakına yöneldiler. Sonra Moskova’da aldı soluğu, niye şimdi Brüksel’e gitmiyor? Niye daha önce Moskova’ya gitmiyordu, çünkü ilişkimiz iyiydi.
İmralı’nın anlamı kalmadı
Talimatları İmralı’dan almıyorlarsa, o zaman İmralı ile görüşmelerinin ne anlamı var? İmralı ‘Silahları bırakın’ diyor bunlar başka yerlerden duydukları sözlerle, ‘Tam vakti Ak Parti’yi zayıflatın, 7 Haziran’a giderken bütün politikanız Ak Partiye dönük olsun’ diye paralel çeteyle birlikte de bir strateji geliştirmişlerse bizimle nereye yol yürüyecekler?
Arınç’la görüşürüm
Seçime giderken bir tartışma yaşanmıştı. Bunlar yaşanır veya konuşulur. Parti içinde de görüş ayrılıkları olabilir. Çözülmesi icap eder. Bu tür konuları, partimizi ve ilişkileri yıpratacak tartışmaları, açıklamaları basın, kamuoyu önünde yapmamak gerekiyor. (Arınç’la) Seçimden sonra bir kez, nisan ayında görüştüm. Başbakan Yardımcılığı, Meclis Başkanlığı yapmış bir isim. Tabii kendisiyle görüşürüz. Görüşmeyiz diye bir şey yok.”