1985 yılında kaleme aldığı ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ kitabıyla tanınan Kanadalı yazar Margaret Atwood, 34 yıl aradan sonra yazdığı devam kitabı ‘The Testaments’ üzerine BBC’ye verdiği söyleşide, siyasi gelişmelerin yeni kitabın yazım sürecindeki etkilerini anlattı.
Kadınların yalnızca üreme işleviyle sınırlandırılan ‘damızlıklar’ olarak kullanıldığı ataerkil ve totaliter bir rejimi anlatan Atwood’un romanı, 2017’deki dizi uyarlamasıyla Türkiye ve dünyada daha geniş kitlelere ulaşmıştı.

Atwood, söyleşide kendisine yöneltilen, “Donald Trump’ın 2016’da ABD başkanı seçilmesinin, devam kitabını yazmanızda nasıl bir etkisi oldu?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “‘Damızlık Kızın Öyküsü’nün dizi setinde çalışan herkes, 9 Eylül’de Trump’ın seçildiğini öğrendiğinde ‘artık başka bir dizinin çekim setindeyiz’ demişti. Tabii, diziyle ilgili değişen bir şey yok aslında. Ama dizinin ve hikayenin çerçevesi değişmişti. Trump’ın seçildiği andan itibaren artık dizinin ve hikayenin bambaşka bir şekilde alımlanacağını biliyorduk. Nitekim öyle de oldu. Dolayısıyla ‘bu hikaye kurgusal fantezi işte, zaten gerçekleşmeyecek şeyler’ gibi bir yaklaşımdan uzaklaşıldı. Trump’ı destekleyen Cumhuriyetçi Parti’nin dindar sağcı seçmenlerinin kadınlara karşı olumsuz tutumları nedeniyle hikayede anlatılanlar gerçekliğe çok daha yaklaştı.”
‘Kadınlar her toplumda azınlık, söz hakları yok’
Kadınların kendilerini ilgilendiren konularda söz hakkına sahip olmadığına değinen Atwood, kadınların siyasi ve toplumsal alanda ‘azınlık’ olarak görüldüğünü söyledi.

Atwood, şu ifadeleri kullandı: “Doğurma yaşına gelmiş genç kadınlar her toplumda azınlıktır. Dolayısıyla kendilerini ilgilendiren hiçbir konuda oy kullanmalarına izin verilmez. Ama artık kadınlar gelecekleri, bedenleri ve sağlıkları hakkındaki birçok konuda kendileri karar alabilmeye çok yakın.”

Söyleşide Atwood’a yöneltilen bir diğer soru da şuydu: “Geçen sene aktivistler ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ kitabında ‘damızlık’ kadınların giydiği kırmızı uzun elbise ve beyaz boneleri giyerek Trump yönetimi ve kürtaj hizmetlerine yasal erişimin engellenmesine karşı protestolar düzenlemişti. Bu eylemler hakkında neler düşünüyorsunuz?”

Romandaki kıyafetleri giyerek eylem yapmanın ‘müthiş bir protesto stratejisi’ olduğunu söyleyen Atwood şöyle devam etti: “Eylemciler bu kıyafetlerle hükümet binalarına istedikleri gibi girebilirler. Kimse de onları dışarı atamaz çünkü slogan atmadan yavaş ve sessiz bir şekilde hikayedeki gibi yürüyorlar. Müstehcen giyinmeleri gibi bir sebepten ötürü de dışarı atılamazlar, çünkü kıyafetleri her yerlerini örtüyor. Onları gören herkes yaptıkları protestonun ne anlama geldiğini anlıyor.”
‘Damızlık Kızın Öyküsü’nün devam kitabı ‘The Testaments’ bugün ABD’de okurlarla buluştu.