MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Kadın bağımlılar hem ruhsal hem de fiziksel yıkıcı etkilerine erkeğe göre daha açık. Kadınların bağımlılıktan daha çok etkilenmesine ‘teleskopik etki‘ deniyor. Damgalanma endişesi kadınları tedaviden alıkoyan faktörlerin başında geliyor.
Bağımlılık Akademisi’nin kurucularından klinik psikolog Melike Şimşek, kadınlara özel bağımlılık tedavi merkezleri ve müdahale programları oluşturulması gerektiğini düşünüyor.

Kadınların bağımlılık geliştirmesiyle erkeklerin geliştirmesi arasında büyük farklılıklar var. Teleskopik etki nedeniyle maddeye bağlı fiziksel sorun yaşama (örneğin karaciğer problemleri), aşırı doz alma ve madde kullanımına bağlı acil servise gitme oranları erkeklere göre daha yüksek.
Kadın kendini ‘tedavi etmek’ erkek ‘kafa yapmak’ için madde alıyor
Araştırmalar ve klinik deneyimler, kadın bağımlıların daha az yardım aldığını söylüyor. Örneğin uyuşturucu madde kullanan her üç kişiden biri kadın olsa da tedavi gören beş kişiden sadece biri kadın.
Bir başka fark kadınlar madde kullanarak kendini ‘iyileştirmeye‘ çalışıyor. Erkeklerdeyse eğlence amaçlı, ‘kafa yapması’ için kullanım daha ağırlıklı.
Yine erkekler bağımlılık yapan maddeleri kullanmaya daha erken yaşta başlıyor. Erkeklerde başlama yaşı 15-17 aralığındayken, kadınlarda 20’li yaşların başında.
Kadın bağımlı yalnız kalıyor
Bağımlılıkta damgalama özellikle kadınlarda çok daha fazla öne çıkıyor. Şimşek, “Toplumsal cinsiyet rolleri kadına annelik, annelikle beraber bir kutsallık ve evi çekip çevirmek zorunda olan taraf haline getirdiği için bağımlılık söz konusu olduğunda bu tabloda kabul edilemez bir durum haline geliyor” dedi.
Ailede erkeğin bağımlılığı kadınınki kadar yankı uyandırmıyor. Bu yüzden kadınların bağımlılık sürecinde yalnız kaldığını anlatan Şimşek şöyle devam etti: “Yaptığımız bir çalışmada, erkek bağımlı olduğunda hem eşin hem geniş ailenin bağımlılık tedavi sürecinde destekleyici olduğunu tespit ettik.
Fakat aynı çalışmanın sonuçları, kadın bağımlı olduğunda yalnız kaldığını gösterdi. Ne eş ne de diğer aile üyeleri bağımlılık sürecinde kadının yanında olmuyor. Bu damgalama kadınların tedaviye başvurusunu da etkiliyor.
İçinde bulunduğu durumdan utanan kadın bunu sağlık personeli dahil herkesten saklama ihtiyacı duyarak kendi içinde yaşıyor. Tedavi başvurusu gecikiyor veya hiç gerçekleşmiyor. Damgalama sonucunda bağımlılık sorunu daha da şiddetleniyor.”
Erkekler uyarıcı, kadınlar yatıştırıcı maddelere yöneliyor
Şimşek tercih maddelerinde de farklılıklar olabildiğini söyledi: “Yaptığımız bir çalışmada kadınların daha çok kokain, ecstasy gibi uyarıcı maddeler kullandığını erkeklerin ise daha çok yatıştırıcı maddeleri tercih ettiğini tespit etmiştik.
Dünya geneline baktığımızda kadınlarda erkeklere göre daha çok reçeteli ilaç kötüye kullanımı olduğunu görüyoruz. Son zamanlarda davranışsal bağımlılıklar açısından baktığımızda kadınlarda da sıkça kumar bağımlılığı problemiyle karşılaşmaya başladık.”
Duygusal sebepler alkol ya da maddeye başlatıyor
Bloom Psikoloji klinik psikologlarından Aleyna Damla Özcan da kadın bağımlıların çoğunun ruhsal sorunlarıyla ilgili duygusal acıyı veya sıkıntıyı bastırmak yani kendi kendini tedavi etmek için alkol ya da maddeye başladığını söyledi.

Kadınların yoğun ruhsal destek gerektiren ruhsal sorunları erkeklere göre daha fazla. Üstüne depresyon, stres sonrası travma bozukluğu, yeme bozuklukları gibi ruhsal sorunların daha sık görüldüğünü belirten Özcan, “Dolasıyla aynı sorunlar bağımlılığa da eşlik edebiliyor” dedi.
Ek olarak hamilelik, doğum ve menopoz, âdet öncesi sendrom gibi doğal ancak hormonal olarak etkileyen süreçler kadın bağımlılara yönelik farklı bir yaklaşım gerektiriyor.
Erkeklerin tedaviye başvuru oranları daha fazla olsa da kadınların daha çok tedavide kaldığını gösteren çalışmalar var.
En yakınlarından bile gizliyorlar
Kadınların bağımlılıklarını en yakınlarından bile gizlemeye çalıştığını belirten Özcan şunları anlattı: “Bilhassa çocukları varsa gizleme eğilimi daha da artıyor. Çünkü çocuklarının kendilerinden alınmasından endişe ediyorlar. Gizlilikse bağımlılığı besliyor. Kullanım gitgide şiddetlenebiliyor.”
Bazı psikiyatrik hastalıkların alevlenme dönemleri bağımlılık geliştirmeyi kolaylaştırabiliyor. Özcan bağımlılığın ruhsal soruna, bazen de ruhsal sorunun bir bağımlılığa dönüşebileceğini söyledi: “Karşılıklı tetikleyici olabiliyor. Bu durumda ikisine de müdahale etmemiz gerekiyor. Bağımlılığı çalışıp eşlik eden ruhsal sorunu bıraktığımızda başa dönebiliriz.”
Özcan klinikte en sık alkol bağımlısı kadınları görüyor. Uyarıcı madde kullananlarsa ikinci sırada. Üçüncü sıklıkta kumar bağımlıları (özellikle sanal kumar) geliyor. Kumar, kadınlarda erkeklere göre iki kat daha hızlı artıyor. Online oynanabilmesinin bunda etkisi çok büyük. Kadınlar kumarı da stres azaltma, sakinleşme gibi nedenlerle oynarken, erkekler para kazanmaya çalışıyor.
Sosyal destek verilmeli
Bağımlılık sorunu olan kadınların travma öyküsü oranı çok yüksek. Ancak her tedavi merkezinde travma müdahalesi yapılamıyor. Travma tedavi edilmediğindeyse bağımlılık sorununun tekrarlanma riski artıyor. Şimşek, “Bağımlılık sürecinde yalnız kalan kadına, tedavinin yanı sıra sosyal desteğin sağlık sistemi tarafından verilmesi gerekiyor” dedi.
Bazı ülkelerde kadın bağımlılara özel merkezler bulunuyor. Kadın bağımlıya tedavi hizmeti verilirken çocuklara da gereken bakım sağlanıyor. Bir kadın aynı anda hem gebe hem bağımlı olabiliyor. Şimşek, “Bu noktada özel tıbbi destek verilmesi, doğacak çocuk bağımlılık türünden etkilenecekse bu etkilenmenin kontrol altına alınabileceği merkezler önem taşıyor. Kadın bağımlılara yönelik müdahale programları mutlaka travma odaklı ilerlemeli” dedi.