Çocukların nükleer santral reklamında kullanılmasına gereken tepki verildi mi?

BURCU OVACIK*

Reklam bizi neye koşulluyor ve anlam dünyamızda kelimeler neye karşılık geliyor bir bakalım. Nükleer santral denince aklınıza ilk gelen kelimeleri yazar mısınız? Ben zihnime dolanları hızlıca kaleme dökeceğim

Nükleer Santral: Patlama, felaket, Çernobil, Fukuşima, ölüm, kanser, tehlike, mutasyon,çay, Rize.

Çocuklar: Masumiyet, saflık, özgürlük, neşe, yaşam, gelecek, umut.

Reklamcılar açısından çocuk

akkuyu reklam

Çocuk, yetişkinlere yönelik tüketimleri daha sevimli kılabilen bir varlıktır ve yetişkinlere ulaşmak için bir köprü olarak görülmektedir. Bu tarz reklamlarda kullanılan çocuk ya da bebek imgeleri genellikle ilgiyi reklama çekmekte ve hedef kitlede duygusal bir etki yaratarak reklamı yapılan ürünü kullanmaya teşvik etmeye çalışılmaktadır.

Özetle, reklamcılar açısından çocuk, çocuklara ve yetişkinlere yönelik tüketimleri yönlendirebilen, kısmi olarak bireysel harcama yetkisi olan, gelecekteki üretim ve tüketim biçimlerini yönlendirecek bir varlık olarak görülmektedir.(1)

Nükleer santraller artık göze o kadar ‘tehlikeli’ gelmeyecek

Nükleer santral reklamında çocukların kullanılması, sermaye için çok doğru bir strateji.  Nükleer santrallerin zihnimizdeki bütün çağrışımlarını ancak kendisi kadar güçlü zıttı çağrışımlarla değiştirebilirlerse, nükleer santraller artık göze o kadar ‘tehlikeli’ gelmeyecektir. Peki, biz emekten, yaşamdan ve doğadan yana tavır alanlar için, bu hamle karşısında doğru strateji ne olmalı?

Çocukları kendi rant hırsın uğruna nesneleştiremezsin

Çok değil, aylar önce bir giyim firması (Koton) da benzer bir stratejiyle, çocukları metalaştırarak ürünlerini satmaya dair sağlam bir çıkış yapmıştı.  Koton’a giden itiraz ve şikayet dilekçeleriyle ve yaratılan kamuoyunun baskısı sayesinde Koton, çocuk reklamlarını geri çekmek zorunda kalmıştı. Birçok dernek ve demokratik kitle örgütleri (dönüştürülmüş haliyle sivil toplum kuruluşları) bu konuda açıklamalar yaptı, imza kampanyaları örgütlendi.

Ürünlerini kaldırdı mı? Elbette hayır (Çünkü tepki ve talep ‘ürünlerin kaldırılmasına’ dair değildi, çcukların yararına olmayan ve çocuk olma haklarını ellerinden alıp yetişkin tarzına özendirilen bir istismar etme eylemi olarak reklamlaraydı). Fakat ‘Algılarımızla bu şekilde oynayamazsın ve çocukları kendi rant hırsın uğruna nesneleştiremezsin’ mesajını çok iyi aldı.

Aynı tepki nükleer santral reklamı için de açığa çıktı mı?

Peki aynı tepki nükleer santral reklamı için de açığa çıktı mı? Benim gözlemlediğim, bu tepkinin yakınından dahi geçmiyor olduğumuz. Onun yerine; çocukların kullanılmasının ne kadar etik dışı olduğunu, çocuk haklarına nasıl da aykırı olduğunu anlatıp, serzenişlerimizi her mecrada dile getirmeye çalışıyoruz. Sosyal medyada nükleer santral reklam afişleriyle anomalili çocukların resimlerini yan yana getirip, hakikati bilince çıkarmaya çalışıyoruz.

Belki birkaç hukukçu arkadaşımız, birkaç çevre örgütümüz mevzuya dair yargı sürecine başvurmuştur. Belki birkaç kişi, bireysel olarak imza toplamaya çağrı yapmıştır. Elbette bütün bu eylem biçimlerinin bir karşılığı var. Fakat daha fazlasına, örgütlü bir karşı duruşa ihtiyacımız var. Çocuk çalışmaları yürüten bütün dernekler, kurumlar, meslek örgütleri, ‘hak temelli’ mücadeleler veren demokratik kitle örgütleri ve dahi sosyalist yapılar, demokratik yapılar, duruma müdahale etme sorumluluğunu hissetmelidir.

Maruz kaldığımız sömürü biçimlerinden biri

Çocukların, reklamlarda kullanılması yıllardır maruz kaldıkları ve hep birlikte maruz kaldığımız sömürü biçimlerinden biridir. Tepkilerimizin dozu, birtakım parametrelere bağlı olarak toplumsal kabule göre değişmektedir. Örneğin, bir bebek mama, bez, şampuan reklamlarında kullanıldığında tepki vermeyebiliriz. Zira bu ürünler, çocuğun hayatında etkili ve çocukla özdeşleşmiş ürünlerdir. Dolayısıyla, bu bizim çocuk işçiliğini yok saymamızı kolaylaştırır. Gerçekte olan, sermaye sınıfının her zaman olduğu gibi karını arttırmak için canlı emeği (çocukları) kullanmasından başka bir şey değildir.

Hakikati örtmek için, bilincimizin altını üstünü içini dışını bir güzel karıştırıp, her tür hile ve sahtekârlıkla, egemen sınıf lehine düzenin bütün araçlarını kullanıyorlar.

Bütün bunlara karşı, iki somut talebi kararlılıkla yükseltmemiz gerekiyor:

Çocukların kullanıldığı nükleer santral reklamlarını kaldırın.

Nükleer santral projelerini durdurun.

Burjuva demokrasisinden alabileceğimiz karşılık, eğer gereken kamuoyu yaratılırsa ilk talebimizin karşılanması olacaktır. İkinci talebimiz içinse, kolektif eylem biçimlerinin hepsine; yani aslında yeni bir Gezi’ye ihtiyaç var gibi görünüyor.

*Toplumcu Psikologlar üyesi 

(1) Elden, Müge. ve Ulukök, Özkan. 2006. “Çocuklara Yönelik Reklamlarda Denetim ve Etik” Küresel iletişim dergisi