MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Pirgon, fruktoz nedeniyle iki yaşındaki çocuklarda bile karaciğer yağlanması görülebildiğini söyledi.
Obezite ve hareketsizlik bu tabloya zemin hazırlayan diğer önemli faktörler.

Her çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesini sağlamak ailelerin ve devletin temel sorumluluğu. Sağlıklı büyüme ve gelişmenin temel gereksinimlerinin başındaysa sağlıklı beslenme geliyor.
Pek çok gelişmiş ülke çocukların sağlıklı beslenmesi için ciddi önlemler alıyor. Çocuklukta başlayan sorunlar erişkin yaşlara da taşınıyor. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, bazı kanser türlerine zemin hazırlıyor.
Çocukluktan itibaren sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının kazandırılması, yaşam kalitesinin daha yüksek olması ve ülkenin sağlık maliyetlerinin düşmesi açısından önemli.
Yetersiz beslenmenin yükünü ülke çeker
Sağlık Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hacettepe Üniversitesi işbirliğiyle yaptığı Türkiye Çocukluk Çağı Obezite Araştırmasına göre zayıflık, fazla kiloluluk ve obezite, anemi, vitamin ve iyot yetersizlikleri okul çağı çocuklarında görülen başlıca beslenme sorunları.
Çocukların yeterli ve dengeli beslenmemeleri sonucunda malnütrisyon tablosu ortaya çıkıyor. Malnütrisyon, besin alımındaki eksiklik veya fazlalık, temel besin öğelerinin dengesizliği veya besin öğesi kullanımının bozulması anlamına geliyor. Yetersiz beslenmeyle zayıflık, bodurluk, düşük kiloluluk ve mikro besin eksiklikleri görülüyor.
Beslenme sorunları bağışıklık sorunlarına da neden oluyor. Okula devamsızlık artıyor ve okul başarısı düşüyor. Beslenme sorunlarının bilişsel gelişimi etkilemesi öğrenme kapasitesini olumsuz yönde etkiliyor. Yetersiz beslenme, her biçimiyle sağlık için önemli tehditler oluşturuyor.
Araştırmada şöyle deniyor:
“Yetersiz beslenmenin küresel yükünün gelişimsel, ekonomik, sosyal ve tıbbi etkileri bireyler, aileler, toplumlar ve ülkeler için ciddi ve kalıcı. Bugün dünya, özellikle düşük ve orta gelirli ülkeler, hem yetersiz beslenmeyi hem de fazla kiloluluk ve obeziteyi içeren çifte yükle karşı karşıya.
Yetersiz ve dengesiz beslenme sorunları zayıflık, bodurluk, yetersiz vitamin veya mineral düzeyi, fazla kiloluluk ve obezite şeklinde ortaya çıkıyor.”
Abur cuburla mümkün olduğunca geç tanıştırın
Aileler olanakları içinde çocuklarını iyi beslemeye çalışıyorlar. Ancak bazen kulaktan dolma bilgilerle hatalı da besleyebiliyorlar. Prof. Dr. Pirgon çocuk beslenmesiyle ilgili yapılan yaygın yanlışları anlattı.
“Abur cubur” yiyecekler, çocukların sevdiği tek yönlü kalori kaynakları. Tuzlu, şekerli ve yağlı olan ve besleyici hiçbir besin öğesi içermeyen bu yiyecekler çocuklara bazen susturmak, bazen ödül olarak veriliyor. Bazen de çok ucuz oldukları için ekonomik koşullar nedeniyle tüketiliyor.
Pirgon bunların sağlıklı ve dengeli beslenmede yerleri olmadığını vurguladı: “Her çocuk bir şekilde bu besinlerle tanışıyor ve tüketmek istiyor. Çocukların bu besinlerle tanışmaları mümkün olabildiğince geciktirilmeli.
Abur cuburlar, yemeğini yemediği zaman öğün yerine yiyebileceği besinler değil. Çocukla böyle bir ilişki kurulmasına izin verilmemeli. Öğün vaktinde normal beslenmesini temin etmek üzere ödül olarak da kullanılmamalı.”
Pekmez kan yapmaz
Yüksek miktarda fruktoz içeren bal, pekmez, hazır meyve suları vs. tüketimi çocuklardaki karaciğer yağlanmasına yol açıyor. Bazı aileler bilhassa kış aylarında kan yapması için pekmez yediriyor.
Pirgon “Pekmez üzümün kaynatılmasıyla elde edilen şeker. Kan değerlerini yükseltmesi tıbben mümkün değil. Çocuklara sürekli ve fazla verilmesi iştahının kapanmasına ve diğer öğünleri atlamasına neden olabilir. Taze meyveler ve evde hazırlanacak meyve suları besleyicilik açısından daha faydalı” dedi.
Balık yağı kilo aldırmaz
Balık yağı sık verilen takviyelerden. Balık yağının bir miktar enerji içerdiğini ancak çocuğa kilo aldıracak düzeyde olmadığını belirten Pirgon, şöyle devam etti:
“Örneğin bir ölçeği, iki tatlı kaşığı bal kadar enerji içerir. Bazı çalışmalarda balık yağının çocuklardaki anksiyete (kaygı ve sıkıntı hali) ve depresyonu da hafiflettiği iddia ediyor. Bu durum çocuğun yemek yeme konusundaki tepkisini olumlu etkileyebilir.
Çocuk bir süre daha iyi yiyebilir. Ancak bu değişim, balık yağının iştahı açtığını ve şişmanlattığını ispatlamaz. Ayrıca bu etki her çocukta da fark edilir düzeyde gelişmez.”
Balık yağının önemi, içerdiği omega-3 yağ asitleriyle ilgili. Önerilen ve daha sağlıklı olan, besin ihtiyaçlarının doğal beslenme ile karşılanmasıdır.Pirgon Bu nedenle omega-3 ihtiyaçlarının, başta balık olmak üzere doğal besinlerle karşılanmasının yeterli olduğunu söyledi. Yeşil yapraklı bitkiler, deniz börülcesi, ceviz, keten tohumu, kabak çekirdeği, soya fasulyesi, kuru fasulyede de omega-3 yağ asitleri bulunuyor.
Vitamin iştah açmaz
Yine aileler vitaminlerin iştah açtığını düşünerek çocuklarına veriyor. Yaygın kanının aksine vitaminler iştah açmıyor. Bu nedenle kilo da aldırmıyor.
Pirgon “Bir yaşından sonra rutin vitamin takviyesi önerilmiyor. Çocuğun beslenme hikayesi detaylı olarak değerlendirilmeli ve ihtiyaç duyulursa vitamin desteği yapılmalı” dedi.
Pirgon çocukların alması gereken önemli besinleri şöyle sıraladı:
Yumurta: İçerisindeki proteinden ötürü büyüme ve gelişmede anahtar gıdalardan biri. Bebekler yumurta sarısındaki demirden faydalanabilir. Çırpılmış, yağda pişirilmiş yumurtalar gün boyu lezzetli bir seçenek. Haftada üç veya dört yumurta tüketilmesi çocuğun sağlıklı büyümesi ve gelişmesi açısından önemli. Çocuklara günde bir kez yumurta verilmesi kas gelişimini sağlar.
Peynir: Kalsiyum, protein ve B12 vitamini bakımından zengin olan peynir, kemik oluşumunda çok önemli bir mineral olan kalsiyum-fosfor içerir. Ayrıca, araştırmalar yemeklerden sonra peynir yemenin diş çürüklerini önlediğini gösteriyor. Peyniri, küçük küpler, şeritler ve peynir dilimler halinde sunmanız; çocuğun peynire olan ilgisini ve sevgisini arttırarak, ihtiyaç duyduğu kalsiyumu ve proteini almasını kolaylaştırır.
Patates: Patates iyi bir besin. Ancak kızartılmışı değil. Pişirilip küp küp hazırlanması çocukların ilgisini artırır. Ancak kızarmış patatesteki yağ asitleri doyma hissini azaltıyor. Bu nedenle çocuklar sürekli patates kızartması ister ve yedikleri halde de doymazlar.
Çorba: Çorbaların öncelikle süt veya yoğurt ile hazırlanması tat açısından çocuğun çorbaya olan ilgisinin artmasını sağlar. Çorba ve yemekleri hazırlarken, yetişkinler kendi damak zevklerini düşünerek hazırlamamalı. Çocuklar çorbalarına baharat-biber, aşırı tuz eklenmesinden ve çorbaların taneler içermesinden hoşlanmazlar. Ayrıca çocuklara kesinlikle hazır çorba verilmemeli.
Yoğurt: Yoğurdun her porsiyonu kalsiyum, protein, karbonhidrat, B vitamini, çinko ve fosfor içerir. Taze yoğurtlar, bağışıklık sistemini desteklemekte ve sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına önemli katkılar sağlar. Doğal yoğurtlara taze meyve katılması, besleyicilik değerinin arttırılmasına ve tadının daha güzel olmasına yarar.
Et-Balık-Tavuk: Balık ile çocuklarınızın protein, B vitaminleri, demir ve çinko ihtiyacını giderebilirsiniz. Kırmızı et her çocuğun beslenmesinde olması gereken bir besindir. Protein, B vitaminleri, çinko, demir ve özellikle beyin gelişimi için önemli olan kolin içermesi kırmızı et tüketilmesinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Süt: Kalsiyum ve fosfor, sağlıklı kemik gelişimi için olmazsa olmaz iki mineral. Süt, içerdiği kalsiyum, fosfor, protein, enerji yakıtı olan karbonhidrat, A vitamini ve magnezyum sayesinde sağlıklı bir vücut gelişimi sağladığı için tüketilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Süt, ayrıca genç kız ve erkeklerin ergenlik döneminde de sürekli tüketmesi gereken bir içecek.
İlk 20 yaş içerisinde tüketilen süt ileri yaşlarda kemik ağrılarının olmasını önler. Ancak içerisine kesinlikle tatlandırıcı, şeker, kakao, çikolata ve bisküvi eklenmemesi gerekir. Çünkü yukarıda da anlatıldığı gibi yüksek kalorili bir besin olduğu gibi iştah merkezini kapatacaktır ve bir sonraki öğünü çocuk almayacaktır. Çocuğunuz günde yaklaşık 400 ml süte (veya yoğurt, peynir gibi süt ürünlerine) ihtiyaç duyar. Ancak daha fazla tüketilmesi diğer gıdalara karşı ilgisi ve iştahının azalmasına sebep olabilir.