Ne ana-baba olmak verili merhametin garantisi ne de olmamak bir yoksunluk. Başkalarının çocuğu üzerinden ‘ulusal güvenlik’, başkalarının çocuğu üzerinden ‘âli menfaatleri’, ‘vatan sevgisi’, kirli savaş planları, bu toprakların bugünkü sorunu değil.
Kanlı siyasal çıkarlar uğruna, Süleyman Şah Türbesi’ndeki 28 çocuğun yaşamını umursamamak; ‘devlet’ dediğimiz o ‘şiddet tekeline’ sahip legal ve devasa örgütün, bugünkü tezahüründen ibaret.
Devlet kuramlarında ‘modern devlet’i öncekilerden ayıran bu ironik tekel, gerçek demokrasilerde, diğer aygıtlar sağlıklı çalıştığı için bir vahşete dönüşmüyor. Aradaki fark bu.
Sabahattin Ali’den, Nâzım’dan beri biliyoruz “vatan hainliği”nin devlet nezdindeki karşılığını. ‘Âli menfaat’ maskesinin altında, ‘düşman’ üretmeden ayakta kalamayacağına inanmış bir zalim ‘akla’ sahip aygıtın kurbanlarıyla dolu tarihimiz. Dizi dizi.
O yüzden kirli sırların hiçbiri, bir çocuğun canından daha değerli değil. Müthiş ve karışık hikâyelerin hükmü olsa da hikmeti yok. Hikmet için ilk baba olduğunuz günü hatırlayın; yeter.