Adalet Mitingi’nin görünen ilk bariz sonucu, yönetebilmek için tabanını artan dozlarla kutuplaşma ve ötekileştirme üzerinden konsolide eden yürütme kadrosunun “dışarda bıraktıklarını” yan yana getirme gücü oldu.
Çok haklıyken kaçırılmış bir zemin olan 16 Nisan gecesinin rötarlı tepkisini içinde taşıyan bu potansiyelin kıymetine paha biçilmez.
Bu potansiyel, sarsıcı olduğu kadar kırılgan bir zemine işaret ediyor. Adaleti bir değer olarak benimsemiş herkes, bu zeminin kalıcı hale dönüştürülmesinin zorunluluk olduğu konusunda hemfikir.
9 Temmuz Adalet Mitingi, tarihsel bir dönüm noktasıdır.
“Kemiğe dayanan bıçak”ın bir daha ortaya çıkmamak üzere kalkması “10 maddelik manifesto”yu bir sivil toplum kuruluşunun talepler listesi görünümünden çıkararak, hedeflenmiş gerçek bir programa dönüştürecek barışçıl eylemselliğin kararlılıkla sürmesine bağlı.
Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü, heyecan, ümit, enerji ve haklılığı eşzamanlı olarak aynı mekânda buluşturdu.
Heyecan, ümit, enerji, haklılık.
Dördünün aynı anda bir arada oluşu, ender oluşacabilecek bir tarihsel eşiğe işaret ediyor.