Taa en başında, 2011 Nisan’ında silahla girişilen, tek taraflı bir zulümde nasıl olabiliyorsa üçte biri Suriye ordusu askeri 250 bine yakın insanın ölümüne, ülkenin paramparça olmasına yol açan bu krizin birincil müsebbibleri Batılılar mı? “Bölgenin hâkimi, düzenleyici ülkesi olacağız” hayallerini onlar mı pazarladılar?
Şam’da sözde “ılımlı” İhvancı iktidar kurdurup üç ayda namaz kılmayı onlar mı hedeflediler? Komşu ülkeyle 900 kilometrelik sınırı aşan bir coğrafyayı “açık sınır politikasıyla” delik deşik edenler kimler? Askeri kamplar kurup, silahlı adamları sokan, dünyadan akan cihatçılara geçiş kolaylığı sağlayanlar kimler? Yangını söndürmek yerine alevlendirip bütün sorunları Türkiye’ye taşıyanlar uzaylılar mı?
Sığınmacı trajedisi dünyanın nihayet gözüne batarken, şimdi bir de “şark kurnazlığına” giriştiler. Küçücük bir çocuğun cansız bedeni üzerinden Avrupalılara “tampon bölge” kurma emelleri için adeta “şantaj” yapmaktalar. B20 toplantısında bakla ağızdan çıkarıldı. Verilen mesaj net: “Tampon bölgeyi verin, sığınmacıları yerleştirelim…”
Alın size İslamcılığın duygu sömürüsüyle siyasal hedef pazarlamacılığı. Peki, “tampon bölge” verilmezse ne olacak? “Biz başa çıkamıyoruz” denilerek daha fazla mülteci mi “salınacak”?
Dünya tarihi insani trajedileri çok gördü. Böyle şark kurnazlığı görmedi…