İktidarın hak ihlaline uğrayan insanların iltica etmemesi için uyguladığı tek yöntem “yurt dışına çıkış yasağı, adli kontrol” tedbirleri almak. Bakan Volkan Bozkır ikna ederken bunu mu kullanacaktı bilemiyoruz ancak zaten bu ikna planı cuma günü Erdoğan’ın Komisyonun talebine “Kusura bakma, hadi bakalım, biz yolumuza gidiyoruz. Sen de yoluna git. Kiminle anlaşabiliyorsan, onlarla da anlaş” demesiyle suya düştü.
Bozkır’ın itiraz etmesi pek mümkün değil, neticede iktidar partisi üyelerinin siyasi akıbetleri bir pelikan kuşunun gagasında…
AB’nin ‘mülteci krizi’ nedeniyle görmezden geldiği hak ihlallerine karşılık kapısında yeni göçmenler bulma olasılığı yüksek. Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün sınırları kurşunlarla parmaklıklar arasına kadar geriledi.
‘Eski Türkiye’de gazeteciler öldürülüyordu, en azından onlar geride kaldı’ diyenler duruşma günü onca güvenlik önlemine karşın Çağlayan Adliyesi önünde Can Dündar’a sıkılan Yağız Şenkal’ı yaralayan iki kurşunla kendilerine gelmişlerdir herhalde.
Saldırı anı görüntülerini bir savcılık talebiyle uydudan çıkarılırken sessiz kaldıkları, destek olmadıkları imc TV’nin kamerasından verdi bazı kanallar. Bu utanç bu yolda birlikte yürümek gerektiğini biraz olsun hatırlatır umalım, yorulduk ama yol uzun.