Ceren Ergenç: Çin'in sertleşen söylemi hem İran'a hem de ABD'ye verilen bir mesaj

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çin’in uluslararası sistemdeki konumlanması iki temel prensibe dayanıyor: Devletin ekonomiye yön vermesi ve müttefik değil stratejik ortak ağı kurması. Bu iki prensip birbirini tamamlıyor; Çin, kimseye yasal yükümlülük altına girmeden esnek bir dış politika yürütebiliyor, çünkü içeride kendine yeterli bir sistem inşa etmiş durumda.

Çin’i asıl rahatsız eden ABD’nin İran’a saldırması değil, Hürmüz Boğazı’nın kapanması. Boğaz’dan geçen yüklerin büyük çoğunluğu Asya’ya, özellikle Çin’e gidiyor. Çin, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olarak Ortadoğu petrolünün en büyük alıcısı.

Boğaz’ı kapatan İran olduğu için Çin, bir yandan İran’ı siyasi olarak destekleyerek ABD’nin saldırılarını daha erken noktalamaya zorlamak, öte yandan Trump’la ilişkileri bozmamak gibi iki, birbiriyle çelişen, dış politika gayesine erişmeye çalışıyor. Çünkü ABD Kongresi tarafından onaylanmış milyarlarca dolarlık silah paketinin Tayvan’a gönderilmesinin Trump’ın nisan ziyareti öncesinde askıya alınması, ABD’yle müzakere alanının zaten açılmakta olduğunu gösteriyor. Çin’in sertleşen söylemi bu çerçevede hem İran’a hem de ABD’ye verilen bir mesaj.

Ceren Ergenç’in yazısı