Cengiz Çandar: 'İnsanlığın vicdanı nerede?' diye sorduğuna göre 'vicdani' bir sıkıntı duymadığına hükmedebiliriz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Tarihimizden de coğrafyamızdan da hiç kaçamayız. İşte bunu anlattı bize o Akyarlar sahilindeki Kobanili o küçük çocuk.

…O, “Kırmızı tişörtlü çocuk”un “trajik ölümü”nden ABD Başkanı Obama’nın Suriye politikasını sorumlu tutarken, Aylan’ın cansız bedeninin bulunduğu ülkenin devlet başkanı, kendisine CNN International tarafından yöneltilen “Suçlu kim?” sorusuna “Ben doğrusu tüm Batı dünyasını bu konuda suçlu buluyorum” karşılığını verdi.

CNN muhabirinin Batı’yı “Akdeniz’i bir mezarlığa dönüştürmekle mi suçladığı” sorusunu ise “gerçeğin bu olduğunu” söyleyerek cevapladı. Aylan’ın cansız bedeninin görüldüğü fotoğrafın ailecek kendilerini ağlatan bir kare olduğunu –muhtemelen doğru söylüyor- ifade eden söz konusu devlet başkanı, “İnsanlık nerede, insanlığın vicdanı nerede?” sorusunu sorduklarını da bildirdi.

“Batı’yı suçlu gördüğü”nü açıkça ifade ettiğine, “İnsanlık nerede? İnsanlığın vicdanı nerede?” sorusunu sorduğunu da açıkladığına göre duruma ilişkin bir sorumluluk duygusu içinde bulunmadığına “vicdani” bir sıkıntı duymadığına hükmedebiliriz. Aylan’ın o görüntüsüne ilişkin bu sözlerle “siyaseten” ve “vicdanen” ve kendiliğinden “aklanmış” da sayılması gerekiyor.

CNN International’ın bu röportajı yaptığı sırada, muhtemelen, Alan (Aylan) Kurdi’nin Kobani’li bir Kürt olduğu duyurulmamıştı. Kobani… Yaklaşık bir yıl önce bu zamanlar, IŞİD saldırısı altında olan ve aynı devlet başkanının “Kobani düştü, düşüyor” diye söz ettiği Kobani…

Kürdi ailesi, IŞİD’den kaçarak Türkiye topraklarına mülteci olarak gelmişlerdi. Acaba, niçin Türkiye’de yaşamaya devam etmek yerine “suçlu Batı”ya gitmek istediler? Türkiye’den ayrılarak Batı’ya gitmek uğrunda, Akdeniz’in sularında boğulmayı göze aldılar?

Bu da bir soru.

Cengiz Çandar’ın yazısı