Ahmet Davutoğlu, ‘lider kumaşı’na sahip olmadığını çoktan ortaya koydu. O, genel başkanlık koltuğuna oturduktan sonra geçen bir yıllık zaman zarfında, AKP, 2011 seçimlerinde aldığı oyun, yüzde 10’a yakın oranda altına düştü. İlk kez ‘tek başına iktidar’dan da düşmüş oldu.
…Ahmet Davutoğlu, ‘başarısızlığı’ tescillenmiş, ülke siyasetinde hiçbir etkisi olmadığını, Tayyip Erdoğan’ın sürekli müdahaleleri karşısında ya çaresiz kalarak, ya itaatkâr davranarak kanıtlamış bir şahsiyet.
Son iki yıl içindeki ‘siyasi sicili’, hayatta en büyük ‘kozu’ olarak sunulan ‘akademik parlaklığı’nı da yok etti. ‘Silik’, ikinci sınıf bir siyasetçi figürü ortaya çıktı. Yani, Ahmet Davutoğlu kendine yazık etti.
AKP Kongresi’nde geçerli 1353 oyun tamamını alarak seçilmesi onu ve başarısını anlatmıyor ve ‘siyasi geleceği’ni sağlama almıyor ne yazık ki.
Neyi anlatıyor?
Türkiye’nin şu şartları ve görüntüsü altında ‘tek genel başkan adayı’ ve ‘tek MKYK listesi’ ile kongresini yapan ve 7 Haziran seçimlerinde ‘tek parti iktidarı’nı kaybetmiş bulunan AKP’nin ‘akıl tutulması’ altında ‘demokratik bir parti olmadığını’ açıkça ilan ettiğini.
Ve tabii ki partinin Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘iktidar aracı’ olarak bir ‘siyasi kadro hareketi’ olma anlamında tümüyle kişiliksizleşmiş olduğunu.