Aşka aşık olanların doğru adresi; Portofino… Adına şarkılar yazılmış, şiirlere konu olmuş ve en güzel aşklara tanıklık etmiş…
Canan Aşık, İtalya’nın bu küçük beldesini DİKEN için görüntüledi.
Zengin ve ünlülerin akınına uğrayan Portofino resim kadar durağan ve güzel olmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Uğruna şarkılar yazılan ve ‘Aşk şehri’ olarak bilinen Portfino, liman kenarına kurulmuş pastel renklerdeki evlerle, yarım ay şeklindeki sahil şeridiyle kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında. Dükkanları restoranları ve birbirinden şık otelleriyle Portofino’nun kristali andıran denizi, turistleri tatil dönüşlerinde bir daha gelmeye ikna ediyor.
Castello Brown Kalesi: Castello Brown köyün hemen yukarısında bir tepede. Botanic Garden’ın hemen yanındaki yoldan kaleye ulaşabişirsiniz. Ayrıca bu bahçeden Portofino’ya kuşbakışı bakabilir, muhteşem deniz manzarasına karşı fotoğraf çekebilirsiniz.
Portofino’da deniz mahsüllerinin bolca olduğunu eminiz ki tahmin ediyorsunuzdur. İtalya’nın kuzeybatısında, Tigullio Körfezi’nin en ucunda yer alıyor Portofino, zaten adı da bu yüzden Porto-fino, yani son liman.
Boşuna şarkılara konu olmamış, boşuna bu kadar merak edilmemiş, boşuna bu kadar ilgi görmemiş, boşuna Tigullio’nun incisi olmamış.
Limandaki dev, lüks yatların yanında küçük balıkçı tekneleri, rengarenk evleri, yemyeşil dağları, masmavi deniziyle ilk görüşte aşklardan biri Portofino…
Küçük ama lüks
Küçük liman boyunca, pastel tonlarda rengarenk evlerin altında restoran ve kafeler sıralanıyor. Sahilde öyle büyük ve güzel yatlar demir atmış ki… Zaten burası İtalya’nın en lüks yerlerinden biri. Yine de burayı sevimli bir balıkçı köyü yapan bir şeyler var sanki.
Portofino sadece küçük limanla sınırlı değil, limandan yukarıya doğru çıkarken ara sokaklarda da kafe ve restoranlar, çok hoş sanat galerileri, butikler vs. var. O kadar güzel bir limanı var ki… Pastel renklere boyanmış İtalyan evleri sıra sıra. Arkada yemyeşil bir orman. Ön tarafta masmavi bir deniz.
Tablonun gerçeğe dönüştürülmüş hali
İtalyan Rivierası’nda küçücük limanın etrafına kurulu balıkçı kasabasındayız. Burası uğruna aşk şarkıları, şiirleri yazılan bir yer. Limanda teknelerin sıra sıra dizildiği, kara üzerinde ki pastel renkli, yeşil panjurlu evlerin sanki tablo olarak önceden çizilmiş ve sonra tablonun gerçeğe dönüştürülmüş hali gibi.
Bugün Portofino’ya deniz yoluyla yaklaşırken önce açıktaki dev yatlar karşılıyor ziyaretçileri. Daha sonra sahildeki rengarenk binalar ve binaların gerisinde yer alan yemyeşil orman seçiliyor. Portofino limanına girer girmez balıkçı kayıkları göze çarpıyor: Bu köy ne kadar turistik ve meşhur olsa da balıkçılar hep buranın sakinleri olarak kalacaklar. Sahilde zeytinyağı, deniz ve çam ormanı kokuları birbirine karışıyor.
1920 yılında Doğal Park ilan edilen kasabada bir tek taş bile yerinden oynatılmamış, evlerin rengi değiştirilmemiştir. Portofino İtalyan kıyıları denince ilk akla gelen isim. Doğal konumu sayesinde korunaklı bir liman olan Portofino, San Fruttuoso keşişlerince kurulmuş ve keşişler disiplinli çalışmalarıyla bölgeyi kalkındırmış.
San Giorgio Mezarlığı: Kilisenin hemen arkasındaki mezarlık. Mezar taşları rengarenk çiçeklerle donatılmış. Her mezar taşına ölenin resminin konması ise değişik ve güzel bir düşünce.
Nüfus az… Bizim gibi yapmamışlar, deli gibi her tarafı kazmamışlar nüfus bolluğu yüzünden.
Koya hakim San Giorgio kilisesinin hemen yanındaki bembeyaz mezarlıkta Portofino’yu bugünkü durumuna getiren kişiler yatıyor. Mezarlığın her köşesi çeşit çeşit çiçeklerle süslü ve bakımlı.






















