Can Dündar: Meydan, tek bir ağızdan haykıran devasa bir insandır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Taksim, tarihçesiyle de, genişliğiyle de potansiyel bir isyan merkezi gibi görünüyor. Haktan, hukuktan, insandan yana bir iktidarın meydan korkusu olmaz; bilakis, gidip orada emekçilerle saf tutar. Ama hukukla değil, baskıyla hükmedenler için Taksim Meydanı bir sınav alanıdır.

Hele memlekette muhalefet zayıflatıldıysa, bütün itiraz kapıları kapandıysa, medya susturulduysa, üniversite bastırıldıysa, pankart açmanın bedeli adam öldürmekten pahalıysa ve itirazını dillendirmek için insanlara meydanlardan başka mecra bırakılmadıysa…
Meydan, tek bir ağızdan haykıran devasa bir insandır.

1 Mayıs 1977’de ondan kana boğdular Taksim’i… 1979’da sıkıyönetimle ondan yasakladılar. 12 Eylül’den sonra gösteriye kapatılması da ondandır. Dün basın açıklaması yapmak isteyen bir avuç insanın iktidarda yarattığı panik ve karşılaştığı şiddet de ondan… Başbakan’ın halkın meydanını halka kapatmaktaki pervasızlığı da ondan… Korkudan… “Meydan bizi devirir” korkusundan…

“Taksim yasak. Onun yerine bazı ilçelerimizde butik meydanlar yapacağız” diyor Başbakan… Kupon arsalar gibi butik meydanlar da ondan sorulsun istiyor. Zor. Modern kentli toplumları, gelişme çağında çocuklar gibi tembihleyip kum havuzunda oynatamazsınız.
Halka ait meydanları halka kapatamazsınız. Sıkıyönetim yapamamış, siz mi yapacaksınız?

Gezi, bu “Ben yaptım oldu” kafasına, “astığım astık kestiğim kestik” havasına verilmiş okkalı bir cevaptır. Hükümet, yasaklarla hükmetmeye devam ettikçe de tekrarlanacaktır.

Can Dündar’ın yazısı