Tarih boyunca hiçbir diktatör “Ben diktatörüm” demedi. Ama “Ben diktatör olsam, ortalık böyle mi olurdu” diyen mahcuplar oldu.
Seçimle gelmesi, diktatörün diktatörlüğüne mani değildir. Çoğu öyle gelmiştir zaten… Diktatörü diktatör yapan, nasıl geldiği değil, nasıl yönettiğidir. Bütün gücü, iktidarı, karar yetkisini kendi elinde toplamasıdır. Muhaliflerini hukuk dışı yollarla ortadan kaldırmasıdır. Adı üstünde; kimin ne yapması, ne yapmaması gerektiğini bizzat “dikte” etmesidir.
Bu tanıma bakınca Erdoğan kendisine “diktatör” diyenleri eleştirmekte haklı. Diktatör olsa, “3 çocuk yapılacak”, “Kürtaj suç sayılacak”, “İçki, sigara içilmeyecek”, “Kızlı erkekli evlerde kalınmayacak”, “Bu heykel olmamış, yıkılacak”, “Siz ne derseniz deyin, bu parkın yerine kışla yapılacak” der, kestirir atardı.
O da diyor ama şimdilik buna gücü yetmiyor.
Diktatör olsa, kendisine meydan okuyan, beddua eden, yolsuzluklarını ele veren eski işbirlikçilerini tasfiye eder. O, cadı avı başlatıyor, inlerine girme, köklerini kazıma sözü veriyor ama emredip elebaşlarını getirtemiyor. Diktatör olsa Soma katliamında kendisinin suçlanmasına izin vermez, suçlayanları da içeri attırır, adamlarına dövdürürdü. Erdoğan fedakâr; kendi işini kendisi görüyor. Yuhalayanları bizzat dövüyor. Üstüne de “Yuh çekersen tokadı yersin” diye uluorta parmak sallıyor. Hem bir halk, “İstifa… İstifa” diye üzerine yürüdüğünde diktatör korkar mı? Erdoğan diktatör değil ya; korkuyor.