Çağın Arslan: Uzaya araç gönderiyoruz ama market poşetini açmak için parmağımızı yalıyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Uzaya araç gönderiyoruz ama market poşetini açmak için hâlâ parmağımızı yalıyoruz. Medeniyetin gerçek sınırı bazen Mars değil, market poşetidir.

Bence asıl eğlence biraz burada.

Gelecek geldi.

Ama beklediğimiz gibi değil.

Biraz robotla geldi. Biraz nostaljiyle geldi. Biraz kablo karmaşasıyla geldi. Biraz da “şarj aletin var mı?” diye geldi.

Teknolojinin bize vadettiği büyük devrimler vardı. Ama son dönemde sanki daha çok gündelik beceriksizliklerimizi tamir etmeye çalışıyor. Yağmurluk giyemiyoruz, robotik kıyafet geliştiriyoruz. Telefonu bırakamıyoruz, ekran süresi koyuyoruz. Yola dikkat edemiyoruz, arabaya sensör takıyoruz. Uyuyamıyoruz, uykumuzu ölçen saat alıyoruz. Çok oturuyoruz, saat bize kalk diyor. Kalkınca da nereye gideceğimizi navigasyona soruyoruz.

Yani teknoloji bizi güçlendirdi mi, yoksa nazlı bir varlığa mı çevirdi, emin değilim.

Ama dürüst olalım: işe yarıyor.

Kim “hayır, ben kaybolmayı seviyorum” diyebilir? Kim “ben yağmur altında çantayla boğuşmayı tercih ederim” diyebilir? Kim “telefonum şarjım azaldı diye haber vermesin, ben hayatı sürprizlerle yaşarım” diyebilir?

Çağın Arslan’ın yazısı