CHP içi kaynama, İP ve DEVA’ya manevra alanı açıyor. Akşener liberal- muhafazakâr oylara ulaşımını güçlendirmek için milliyetçi teşkilatlanmayı merkez sağa çekmeye çalışıyor. Babacan da 6’lı masadan partisini ayrıştıracak söylemleri öne çıkarıyor. Parti logosu ile seçime gireceğini söyledikten sonra “Ülkemizin bizden başka çıkışı yok”, “6 genel başkanın başka şeyler söylemesi vatandaşta güven oluşturmaz” ve “2002-2015 yılları arasında iyi şeyler yaptık. O dönem ekonominin başında ben vardım” söylemlerinde bulundu. CHP söylemine kilitlenmiş bir siyasetle DEVA ve GP, AK Parti’ye oy verenlere ulaşamayacağının farkında. Babacan ve Davutoğlu’nun görev aldıkları dönemleri savunamaz halde kalmaları bir tür siyasi intihar olur. “AK Parti’nin hangi dönemi iyiydi” tartışmasını yapmaları kaçınılmaz. Babacan son çıkışları ile sadece ekonomi alanındaki iddiasını ortaya koymadı. Kılıçdaroğlu ve diğer muhalefet partisi genel başkanlarından farklı olarak devlet tecrübesine sahip olduğu iddiasını dile getirdi. Davutoğlu da dışişleri bakanlığı ve başbakanlığı dönemi için benzer şeyleri söyleyebilir. Ancak bu yeni yaklaşımları 6’lı masa açısından daha fazla karmaşa demek. DEVA ve İP arasında ekonomi alanında “Bu konuyu ben bilirim” çekişmesi yaşanıyor. Babacan için özelleştirme, Davutoğlu için Suriye ve sığınmacılar kritik konular. Bu alanlarda AK Parti iktidarına tümden karşı olan CHP ve diğerlerini ikna edemezler. 6’lı masa muhalefet için giderek “sahip çıkılan, sorgulanan, uyarı ve mesaj gönderilen” bir yere dönüşüyor.