2026 yılındaki gelişmelere bakacak olursak küresel ticaret ortamının maalesef destekleyici olmadığını görüyoruz. Yüksek gümrük duvarları ile jeopolitik gerginlikler bunun temel sebepleri arasında yer alıyor.
Yakın zamanda, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında yapılan dış ticaret anlaşması da Türkiye açısından önemli bir risk barındırıyor. Bu anlaşma, başta otomotiv sanayi olmak üzere, imalat sektörünün Avrupa pazarındaki rekabet gücünü zayıflatabilir. Türkiye’nin Avrupa pazarında elde ettiği öncelikli tedarikçi avantajını kaybetmesine neden olabilir
2026 ihracatçı için kolay olmayacak. Özetle 2026 yılı dış ticaret açısından zor bir zeminde başladı. Ocak verileri çekirdek dengede zayıflamaya işaret ederken 12 aylık eğilim de ithalatın daha hızlı arttığını gösteriyor. İçeride yüksek enflasyon ve finansman maliyetleri, dışarıda ise ticaret savaşları ve artan korumacılık eğilimi söz konusu.
Bu koşullar altında 2026’nın ihracatçı açısından kolay bir yıl olmayacağı açık. Rekabet gücünü koruyabilmek için en başta enflasyonun düşük ve öngörülebilir seviyelere gerilemesi gerekiyor. Ancak enflasyondaki düşüş yurt dışındaki rekabet açısından tek başına maalesef yeterli olmuyor. Makroekonomik istikrarın yanı sıra verimlilik artışına ve katma değerli üretime odaklanmak her zamankinden daha kritik görünüyor.