Burak Sarı: Körler hala kitaplara erişemiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Öfkeliyim ve öfkemin çok somut bir nedeni var. Eşitsizlik ve engellenme yaşamımın her anında, her işimin içinde. Kendi üzerimden anlatıyorum ama bu bir kolektif engellenme.

Eşitsizliğin norm sayıldığı bir düzende ‘normal’ kabul edilmeyenlerin yaşadığı sınırlamalar, engellenmeler, haksızlıklar doğal sayılıyor. 

Kitap kataloglarını incelemeyi severim. Yayınevlerinin hesaplarını takip eder, yeni çıkan kitaplara hevesle bakarım. Oysa o kitaplara anında ulaşabilmek mümkün değildir. Elektriğin bile kablosuz iletilebildiği çağda körler hala kitaplara aynı şekilde erişemiyor.

Bu utanç verici bir şeydir ama bunun utancını çok az insan taşır içinde. Çünkü sağlamcılık diye bir ideoloji vardır ve bu ideolojiye göre ‘özel gereksinimlilerin’ her şeye aynı anda ulaşıp ulaşamaması önemli değildir.

O nedenle çok entelektüel arkadaşlar seslendirilmiş kitabın kitap olup olmadığına dair gevezeliğe sarf ettikleri eforun milyonda birini körlerin kitaba eşit erişimi için harcamazlar.

Mesela artık PDF kitaplar körler için daha erişilebilir. Not almak, bir yerin altını çizmek, alıntı yapmak gibi nedenlerle. Oysa kitapların erişilebilir dijital versiyonlarına zamanında ulaşmak imkansız gibi körler için. Ben yayın evi sahiplerinden, yazarlardan ve editörlerden PDF kitap istemeye utanır oldum.

Haklı olarak PDF vermek istemiyorlar parayla satın alsak bile. Türkiye’nin de imzaladığı Marakeş Sözleşmesi kitapların erişilebilir dijital versiyonlarının Milli Kütüphane’ye gönderilmesini güvence altına alıyor ama yayınevlerinin telif hakları kaygısıyla bu sözleşme uygulanamıyor. Olan körlere oluyor.

Burak Sarı’nın yazısı