Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
O gün gelip çatmıştı. Icardi’nin de, Osimhen’in de sakatlığı geçmiş, oynamak için sıraya girmişti. Kasımpaşa maçının ardından ikisini aynı anda oynatma fırsatı gelmişti. Ancak Okan Buruk çift santrfor fikrine henüz ısınamamış, arkalarındaki takımın dizilişi ve isimlerin tercihi konusunda ikna olamamıştı. Çift santrfor için orta alandan ya da defanstan yapacağı eksiltme tüm sistemini bozabilirdi. Okan Buruk, çift santrfor riskine en azından deplasmanda girmedi, formayı Icardi’ye verirken genç yıldız Osimhen’i kulübeye çekti.
Galatasaray, Antalyaspor deplasmanında rahat bir galibiyet kazandı ama Okan Buruk’a da bir ev ödevi bıraktı. Galatasaray’da, haftalardır devam eden ve biraz da ligin üstünde bir takım olmasının verdiği özgüvenden kaynaklanan tempo düşüklüğü devam ediyor. Milli maç arasından dönüş de bunu değiştirmemiş. Bunu değiştiren tek isim Osimhen’di. Son çeyrekte sahaya girdikten sonra takımın kimyası değişti. Nitekim girer girmez attığı sayılmayan golün dışında maç biterken attığı harika rövaşata golü Osimhen’in skoru her an değiştirebilecek özel bir futbolcu olduğunun belgesi gibiydi.
Okan Buruk’un Icardi’nin becerisini, Osimhen’in enerjisini harmanlayacağı bir sisteme daha fazla kafa yorması gerekiyor. Çünkü dünkü maç Galatasaray’ın ne Icardi’siz ne de Osimhen’siz olamayacağını net bir şekilde gösterdi. Osimhen kulübede oturtulacak bir isim değil, Icardi kulübede çekilecek bir isim hiç değil